Posted on

FOLKLORUMUZDAN MOTİFLER

SU[1]

Sevgili dinleyiciler!

Su insanoğlunun her şeyidir, su olmadan hayat olmaz. Yerleşmek için su boyları aramışız, suya yönelmişiz. Yerine göre sudan korkmuşuz fakat yine de susuz yapamamışız.

Bugün konumuz, folklorumuzda su…

Tarih içerisine baktığımızda şunları görürüz: Türkler suyu kutsal tanımışlardır. Yaratılış Destanında ‘Hiç bir şey yokken su vardı.’ denir. Orhon Yazıtlarında su Türklerin resmi kültlerinden biridir. Yani suyu resmen kutsal saymışlardır, ona tapmışlardır. İrtiş Irmağı, Kimek Türklerinin atasıdır. İbnü’l Fakih’in verdiği bilgiye göre halk Işığı Gölü’nü yılda bir defa dolaşarak takdis edermiş. Türklerin kurban törenlerinin kutsal bir dağ tepesinde olduğunu görmüştük. Bu kutsal dağların tepesinde volkanik göller bulunurdu. Bu göllere de Gök Gölü adı verilirdi. Oğuzlar ölülerini Hintliler gibi nehre atıyorlardı. Bu nehrin adı Ceyhun nehridir. İslamiyet dönemindeki rivayetlerde Ceyhun Irmağı, bir günahkârın cesedi üzerinden kırk yıl akarsa bu yoldan ölünün ermiş mertebesine ulaşacağı söylenmektedir. Hakim Ata ve Korkut Ata hakkındaki menkıbeler de bu rivayeti güçlendirmektedir. Batı Hun İmparatoru Atilla da ölünce günahlarından temizlenmesi için önce Tuna Irmağına gömülmüştür. İran rivayetleri ise hükümdar Efrasyab’ın günahlarından arınmak için hayatına Urmiye Gölü’nde son vermeyi denediğini söylemektedir. Taşkent yakınlarında bir kasabada da halk kötülüklerinden arınmak için ölülerini göle gömermiş. Hâlâ şamanizmi devam ettiren Altay Türkleri, okudukları ilahilerde suyu yaşlı ve merhametli bir kadın olarak tarif ederler. Anadolu’nun bazı yerlerinde eve bir gelin geldiğinin ertesi günü kadınlar tarafından tören yaparlar. Gelin köyün yakınındaki bir ırmağa ya da göle gösterilir ve gelinin süslerinden bir gümüş suya atılır. Dede Korkut da Boğaç Han hikayesinde Dirsehan’ın ‘Kuru kuru çaylara sucu saldım. Dilekle Tanrıdan bir oğlu güçle buldum.’der. Yani ‘Oğul sahibi olmak için emek harcadım, kuru yerden su çıkardım.’ diyor.

Su denince ab-ı hayatı da görmemezlik edemeyiz. Âb-ı hayat; ölmezlik suyu, hayat suyu anlamına gelir. Bu suya eski Türkler Bengi su adı verirler. Bu suyun kaynağının nerede olduğu belli değildir. Bu suyu içenler ölümsüzlüğe ulaşırlar. Hızır’la İskender Zulkarneyn bu suyu aramak için yola çıkarlar. Hızır bu suyun bulunmasında İskender’e yol gösterir. Bu arama sırasında İskender, Hızır’ı kaybeder ve suyu bulan Hızır, İlyas’la beraber âb-ı hayatı içer. İskender ise bu sudan içememiştir. Her Hıdırellez günü Hızır ve İlyas bir araya gelirler. Yunus Emre’nin bir dörtlüğünde bu motifi bulabiliriz.

Yunus Emre bu dünyada

İki kişi kalır derler.

Meğer Hızır İlyas ola

Âbu hayat içmiş gibi.

Anadolu’da suyla ilgili inançlardan birine bakalım şimdi de. Fırat’ın kaynağı bilinen Dumnu, Erzurum topraklarında ve aynı adı taşıyan köyün yakınındadır. Bu kaynak ve köy; adlarını oraya Horasan’dan gelmiş olan bir evliyada almıştır. Dumnu Sultan daha eski yurdundayken batın gözüyle Fırat’ın kaynağını görmüş, Erenler ona oraya gidip yerleşmesini söylemişler. Gelmiş, oraların sahibi olan kâfirlerin kralından izin alıp yerleşmiş. Bir zaviye kurmuş. Bir gün Fırat’ın suyunun nerden çıktığını merak etmiş. Eline bir tas alıp havaya kaldırmış; boş tas, suyla dolmuş. Yani Fırat suyunu gökten alıyormuş. 18. yüzyıl mutasavvuflarından Erzurumlu İbrahim Hakkı da aynı denemeyi yapmış. Dumnu’nun kaynağına gitmiş, mendilini kaldırmış, mendili suyla dolmuş. Bu efsaneyi çevre, halkı hala anlatır. Güç doğuran kadınlara da bu sudan içirirlermiş. Dumnu’nun suyu, kara suya dökülür ama derler ki kara suya karışmadan onun içinde ayrı bir akıntı olarak yürür gidermiş. Aşık Kerem, bir gün Aslısına ararken Murat Suyu kıyısına gelir. Geçit vermeyen Murat suyuna seslenir.

Murat kenarında avcılar gezer,

Derindir gölleri bahriler yüzer.

Var mıdır Aslı’nın menen de güzel

Ardar kolların çağlanı çağlanı.

Aman Murat cümle sudan ulusun.

Üstü köpüklenmiş bahar serisin

Yar elinden bade içmiş delisin,

Akıp gidersin bulanı bulanı.

Murat, senin nerededir durağın,

Bin göllerden iner mi ola yolların,

Çok yalvardım işitmiyor kulağın.

Dinle sözüm, kal eyleni, eyleni.

Bir gün Anadolu’nun bir yerinde düğün vardır. Gelin ata binip güvey eline gitmek için yola çıkarmış. Yıllar süren bir sevda düğünle sonuçlanmaktadır. Düğün alayı Kızılırmak üzerindeki köprüye gelir. Gelinin atı, köprünün üstünden geçerken göle yıkılır. Gelin alayı Kızılırmak’a düşer. Gelin bulanık sulara gömülür, kaybolur gider. Güvey su kıyısına gider ve Kızılırmak’a seslenir.

Ankara’nın Gölbaşı’nda da muradına erememiş bir gelinin mezarı olduğuna inanılır. O gölde yıkanmak uğurlu sayılmaz. Çıldır Gölü’nün olduğu yerde de bir kasaba varmış. Günün birinde kasabayı sular basmış. Buna sebep de çeşme başında sevdalısıyla gevezeliğe dalan genç kızın dalgınlığıymış. Çeşmeyi açık unuttuğu için sular birikmiş ve göl olmuş.

Anadolu’da bir çok yerde dipsiz göl adını alan yerler ve su birikintileri vardır. İnanışlara göre bu göller her yıl bir kurban alır. Zonguldak’taysa Karadeniz’de balığa çıkanların eşleri, fırtına çıktığı zaman bezden yapılmış bebekleri denize atarlar. Bazen de kara bir ineğin sütü sağılarak denize dökülür.

Suya karşı duyulan sevgi ve temiz olma isteği Anadolu’da binlerce çeşme, sebil, hamam, ve selsebil yapılmasına yol açmıştır. Temizlik dinimizde imanın yarısı su sayılmıştır. Osmanlılar devrinde selsebiller yapılmıştır. Selsebil dikine konmuş, çok süslü mermer çeşmeleridir. Su mermerin üzerinden şırıldayarak sızar, çevresine serinlik verir. Su şarıltısı duymak, peygamberin sünnetinden sayıldığı için selsebiller rağbet görmüştür. İstanbul’daki bir selsebilin üzerinde şunlar yazar: ‘Selsebile karşı açılır bu bağ, dört yanına saçılır, sanki gülağ.’ Çeşmeler ise her yanını kaplamıştır. Ölenlerin hayrına çeşme yapılırdı. Bir içim su verebilmek çok önemlidir. Yunus Emre’nin şu dörtlüğünde şunu görebiliriz.

‘Bir hastaya vardın ise,

Bir içim su verdin ise,

Yarın anda karşı gele,

Hak şarabın içmiş gibi.

Bu bir içim su insanlara verildiği gibi kurtlara, kuşlara da verilmek istenirdi. Mezarların üzerindeki su oyukları kuşların biriken yağmur sularını içmeleri için yapılmıştır. İnsanlardaki bu yardım isteği öldükten sonra bile devam etmektedir. İstanbul ve yurdun başka yerlerinde temizlik için sebil olarak hamamlar yapılmıştır. Batılı gezginlerin anlattıklarına göre bunların bir çoğu parasızdır. Yurtlarına gittiklerinde Türklerin neden veba olmadıklarını, hamamları gördükten sonra anladık demişlerdir.

Suyla ilgili efsanelerden, inanışlardan, şiirlerden bir demet sunmaya çalıştık. Ola ki eksiğimiz çoktur. ‘Sürçü lisan ettikse affola’ diyerek gelecek hafta buluşmak üzere hoşça kalın.

Hazırlayan: Seyfettin Sağlam

 

Фольклордук мотивдер

(Суу)

Сүйүктүү угуучулар.

Суу бул Адам баласынын бүт нерсеси. Суу болбосо жашоо болбойт. Жайгашуу үчүн сууну бол колдонгон экенбиз. Сууга маани бериптирбиз. Жерине карап суудан коркконбуз, бирок дагы эле суусуз эч нерсе кыла албаптырбыз.

Бүгүн темабыз фольклорубузда суу.

Тарыхка кайрылсак ушуларды көрөбүз. Түрктөр сууну ыйык тутушкан. Жаратылыш дастанында эч нерсе жокто суу бар экен деп айтылат. Орхон жазууларында суу түрктөрдүн атайын тамырларынын бири башкача айтканда сууну чын дилинен ыйык тутушкан ага ишенишкен. Иртиш дарыясы кайсы бир түрктөрдүн атасы. Калк кээ бир далилденген маалыматтарга караганда элдин жарыгы көрүнүп, жылда бир жолу айланып ачыкталган. Түрктөрдүн курмандык чалгандары ыйык тоодо жүрүшкөндөрү көрүнөт. Бул ыйык тоолордун башында вулкандык тоолор табылган. Бул көлдөргө Көк-көл деген ат берилет. Огуздар, Хиндилер сыяктуу көнүлдөрүн дарыяга таштап жатышты. Бул дарыянын аты Жейхуне.

Ислам чагынын уламыштарында дарыяга бир күнөөкөрдүн сөөгүнүн үстүнөн кырк жыл караса ушу жол менен өлүктүн жаннатка бараары айтылган. Хаким Ата жана Коркут Ата жөнүндөгү уламыштар да бул уламышты күчөтүүдө. Батыш Гун императору Атиллада өлгөндөн кийин күнөөлөрүнөн арылыш үчүн алгач Туна дарыясына көмүлгөн. Иран уламышы болсо, өкүмдар Эфрасиянын күнөөлөрүнөн арылуу үчүн өмүрүнө урматтоо менен көнүлдүү жашап аягына чыгууну айтууда. Ташкентин жанында бир асыл батышта жамандыктардан арылуу үчүн бирин көлгө көмүшөт. Дагы эле шаманизмди уланткан, Алтай түрктөрүнүн келтирген тооболорунда сууну мээримдуу улгайган аял катары көрүшөт. Анатолиянын кээ бир жерлеринде үйгө келин келгендин эртеси күнү аялдар тарабынан келин айылга жакын жердеги дарыяга же көлгө көрсөтүлөт. Же келиндин жасалгаларынан бир күмүш сууга ыргытылат. Деде коркут жана Боачия ангемесинде бир тааланын кургак чайларга чучук салдым, кудайдан бир уулду күч менен тилеп алдык дейт. Башкача айтканда уулду болуу үчүн эмгек кылдым, кургак жерден суу чыгардым.

Суу дегенде абу жашоосун (ab-ı hayat) корбой коё албайбыз. Абу жашоосу өлбөстүктүн суусу, кыялдын суусу маанисин берет. Бул сууну байыркы түрктөр Бенги суу дешкен. Бул суунун булагынын кайсы жерде болгондугу белгилүү эмес. Бул сууну ичишет да өлүмсүз болушат. Кызыр, Искендер, Зукаби бул сууну издөө үчүн жолго чыгышат. Кызыр бул сууну табуу үчүн Искендерге жол көрсөтөт. Издөө убагында Кызырды жоготот жана сууну тапкан Кызыр Иляз менен бирге абу жашоосун ичет. Искендер болсо бул суудан иче албайт. Кызыр жана Иляз биригишет. Юнус Эмренин бир төрттүгүндө бул мотивди көрө алабыз.

Юнус Эмре бул дүйнөдө

Эки киши калат дейт.

Болсо Кызыр менен Иляз экен

Өлбөстүк суусун ичкен сыяктуу

Анатолия да суу менен байланыштуу ишеничтердин бирин карап көрөлү. Азыр да Мураттын булагы деп айтылган.

Думну, Эрзурумда жана ошол эле аттагы айылга жакын. Бул булак жана айыл аттарын ал жакта Корасандан келген бир олуя койгон экен. Думну Султан мурунку жеринде жүргөндө Мураттын булагын көзү чалат. Келгендер ага бул жерге келип жайгашуусун айтышат. Ал жерлердин ээси болгон каапырлардын ханынан уруксат алып жайгашыптыр.

Бир үй куруптур. Бир күнү Мураттын суусунун кайсы жерден чыккандыгына кызыгыптыр. Колуна бир кокор алып жогору көтөрүп коокорду сууга толтурат. Башкача айтканда Мураттын суусун коктон алат. Он сегизинчи кылымда Саухуттардан Эрзурумдук Ибрагим да ошондой кылыптыр. Бул суунун булагына барып, кол байпагын көтөрүптүр, бол сууга толтуруптур. Бул жомокту жаратылыш калкка айтып жатат. Күч төрөгөн аялдарга да бул суудан ичиришкен. Думнунун суусу кара сууга төгүлөт, бирок кара сууга аралашпай анын ичинде өзүнчө бир агым болуп агат деп айтышат. Ашкан бир күнү жинденгенде Мурат суусу жээкке келет, кече албас Мурат суусуна айтат.

Мурат боюнда мергендер жүрүшөт.

Терен көлдөрүндө кемелер сүзөт.

Бар бекен Аслыдан дагы сулуусу

Өзөнуӊ төгүлөт акырындап.

Ай Мурат баар суудан улуусун

Үстү көбүктөлгөн саздын көркүсүн

Жарыктыктын колунан шарап ичкен жиндисин.

Агып кетесин бууланып.

Мурат сен кайсы жерге токтойсун?

Мин көлдөн кайсы жерге куюлуп кетесиӊ,

Аябай жалбардым, укбай жатабы кулагын.

Ук сөзүмдү! Кетебербе, токтойтур.

Бир куну Анатолиянын бир жеринде той болуп жатат. Келин атка минип каыйн журтуна баратат. Жылдар бою сүргөн махабат той менен аяктайт. Келиндин эли Кызыл Ырмак үстүндөгуү көпүрөгө келет. Келиндин аты көпүрөдөн өтүп баратып көлгө жыгылат. Келин эли Кызыл Ырмакка түшүп кетишет. Келин кир сууга көмүлөт, жоголуп кетет. Кайын журт суунун жээгине барат жана Кызыл сууга айтат.

Анкаранын Көлбашында да максатына жете албаган бир келиндин мүрзөсү болгондугуна ишенишет. Анын көлөкөсүндө калуу жакшы эмес. Себеби ал көлөкө болгон жерде да бир шаарча бар. Күндөрдүн биринде шаарчаны сугарышат. Ушу себептен булак башында сүйүүсү менен сөзгө калган жаш кыздын толкуну экен. Булакты ачык унутуп суулар топтолуп көлгө айланыптыр.

Анатолияда көп жерде тилсиз көл деп аталган жерлерде суунун бириккен жерлери бар. Ишенимдерге караганда көлдөр ар жылы бир курбан алат. Зонгулдакта  болсо Кара денизде балыкка чыккандардын аялдары шамал болоору менен кездемеден жасалган оюнчак бөбөктөрдү деӊизге ташташат. Кээде бир кара уйдун сүтүн саап, денизге төгүшөт.

Сууга болгон сүйүү жана дениз болуу арзуусу Анатолияда миндеген булак, севил, мончо, серсевихтердин курулуусуна жол ачкан. Динибизде ымандын жарымы болуп суу эсептелген. Осмон доорунда серсевилер курулган. Серсеви тикесинен курулган аябай кооз мармардан жасалган булактары. Суу мермердин устунон шырылдап сызат, айланасын салкындатат. Суунун шырылдагын угуу пайгамбардын сүннөтү болуп эсептелгендиги үчүн серсевилер урмат сыйга ээ болушкан. Истамбулдагы бир серсевинин үстүндө минтип жазат: Серсеви үчүн түзүлөт бул байланыш төрт жагына чачылат куду күнөөнүн булактары төрт тарабынан жабылган сыяктуу. Өлгөндөрдүн арбагына суу чыгартылат. Бир ичим суу берүү абдан маанилүү. Юнус Эмренин ушул төрттүгүндө муну көрөбүз:

Бир ооруга барган болсон,

Бир ичим суу берген болсон.

Жараларга даба болуп,

Чындыктын шарабын ичиптир.

Бул бир ичим суу адамга берилген сыйктуу карышкыларга, куштарга да берилген. Адамдардын үстүндөгү суу оюктары куштардын бириккен жамгыр сууларынан ичүүлөрү үчүн жасалган. Адамдардагы бул жардам беруу сезими олгондон кийин да улантыла берет. Истамбул жана мекенибиздин башка жеринде тазалык үчүн сүйүлүп мончолор курулган. Батыштык саякатчылардын айтууларына караганда булардын көбү акысыз. Оздорунун жерине барышканда түрктөрдүн эмне үчүн боорукер болгондуктарын мончолорун көргөндөн кийин түшүндүк.

Суу менен байланыштуу уламыштардан, ишеничтерден уктук.

Эмдиги жумадан көрүшкөнчө жакшы калыныз.

                                                       Фольклорубуздан мотивдер

 

                                                      Даярдаган:  Сейфеттин Саглам                                           

[1] Seyfettin Sağlam’ın ‘Folklorumuzdan Motifler’ (TRT Radyo)  adlı hazırlamış olduğu programın Türkçe metninin Kırgızca’ya çevirisi, Kırgızistan- Türkiye Manas Üniversitesi, YDYO,  Mütercim- Tercümanlık Bölümü öğrencisi Atırgul Kencekulova’ya sınıf içi çalışma etkinliği adı altında ödev olarak verilmiştir. (Görsel ve İşitsel Araçlardan Çeviri, 2006-2007)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir