Posted on

Boz Salkın filminin Kırgızca’dan Türkçe’ye çevirisi lisans tezi olarak Gülcar Akmataliyeva’ya verilmiştir (2008-2009).

Değerli Kırgız sinema yönetmeni E. Abdıcaparov’un bu filmi, son zamanlarda en dikkat çeken filmlerden biridir.

Yönetmeni, oyuncusu ve emek verenleriyle Kırgız sinemasını çeviri yoluyla Türk sinema dünyasına tanıtmak, çevirmenler olarak en başta gelen görevlerimizden birisidir.

Tezin orijinal metni, Kırgızistan -Türkiye Manas Üniversitesi, YDYO, Mütercim-Tercümanlık Bölümündedir.

BOZ SALKIN

Yönetmen: E. Abdıcaparov

Kırgız Filmi

Kırgızca’dan Türkçe’ye Çeviren: Gülcar Akmataliyeva

ÖNSÖZ

Kırgız sineması, ‘Kırgız Mucizesi’ (Кыргыз керемети) diye anılan bir dönem yaşamıştır. Bu sihirli dönemin altına imza atan: T. Okeyev, B. Şamşiev, M. Ubukeev, D. Sadırbaev gibi usta yönetmenlerdir. Ayrıca günümüzde de sanatsal filmleriyle adından sık sık bahsettiren G. Bazarov’un Kırgız sinemasındaki rolünü de unutmamak gerekir.

Kırgız Film Stüdyosu müdürü Bakıt Karagulov’a göre ‘Kırgız Sineması’ üç döneme ayrılır. Birinci Dönem: ‘Kırgız Mucizesi’ dönemi, yani Sovyetler Birliği döneminde yaratılan filmler. İkinci Dönem: 1990 ve 2005 yıllar arasında yaratılmış filmler. Üçüncü Dönem ise günümüz sineması…

C. Aytmatov’un eserleri, Kırgızca’dan Türkçe’ye aktarılarak Türk beyazperdesinde de yerini almıştır. ‘Mankurt’, ‘Elveda Gülsarı’, ‘Dişi Kurdun Rüyası’ filmleri alt yazılı olarak televizyonlarda gösterilen filmlerdir. Ayrıca Kırgızistan-Türkiye Manas Üniversitesi Mütercim Tercümanlık Bölümü öğrencilerinin Türkçe’den Kırgızca’ya çevirmiş olduğu Türkçe filmleri de burada unutmamak gerekir: ‘Çalıkuşu’, ‘Türkmen Düğünü’, ‘Kurtlar Vadisi’ ve Türkçe’den Rusça’ya çevrilen ‘ Üç İstanbul’ filmi vd.

Günümüzde uluslararası arenaya çıkıp, bir çok ödül kazanmış olan Kırgız rejisörler vardır. Onların birisi de E. Abdıcaparov’dur. ‘Kırgızlar film ve film sanatını bir bakıma Manas Destanı vasıtasıyla tanımakta ve bilmektedir. Manasçı, Manas destanını dil ve beden dilini kullanarak adeta canlı bir filme dönüştürmektedir.

E. Abdıcaparov: Manasçı Konurbay ve diğer kahramanların sureti, sanki film şeridi gibi anlatıcı ve dinleyicinin gözünün önünden akar. O ‘filmi’ jest, mimik ve el işaretleri, bir başka ifadeyle beden dilini kullanarak halka aktarır. Demek ki Kırgızlar çok zaman önce ‘film’i yaratmıştır. O nedenle her bir Kırgız’ın yüreğinde, ruhunda rejisörlük mesleği yaşıyor’ der.

Rejisörün filmlerinin çoğu bir çok festivalde başarı kazanmıştır. O filmlerin birisi de ‘Boz Salkın’ filmidir.

Film Çevirisinde İzlenen Yöntem:

Filmdeki konuşmalar alt yazılı metin olarak kâğıda geçirildikten sonra her bir konuşma cümlelerin geçtiği süre saniye olarak belirlendi. Film çevirisi alt yazı çevirisi hedef alınmak çevrildi. Bu nedenle dudak eşlemesi, fonetik özelliklerdeki eşdeğerlik kaygısından uzak olarak işlevsel çeviri yapılmaya çalışıldı. Filmde eş zamanlı konuşmaları tek tek yakalayabilmek için tekrar tekrar dinlemek zorunda kaldık (gelin kaçırma olayında). Kırgızca’da bulunan ünlemleri Türkçe’ye aktardıktan sonra onların biçim ve anlamsal özellikleri ortaya çıkarıldı. Çünkü hem Kırgızca hem de Türkçe’de ünlemlerin çoğu, bağlama dayalı anlamsal değişikliklere uğramaktadır. Kırgızca’da “ай” ünleminin bağlama dayalı bir çok anlamı söz konusudur. İnsan korktuğunda, şaşırdığında, birisinin dikkatini çekmek için, öfkelendiğinde, acı duyduğunda, merak ettiğinde, üzüldüğünde kullanılan dil öğeleridir. Türkçede’ki ‘ya’ ünlemi duyguyu güçlendirir, onaylama belirtmek için ya da bağlaç olarak da kullanılır. Ama buradaki en önemli özellik de Türkçe’de ünlem işaretleri grubuna ‘yansımalı’ kelimelerin girmesidir. Kırgızca’da ise bu tür dil unsurlarının ayrı bir kategoride ele alındığını ifade etmemiz gerekir. Kırgızca’da bazı ünlemlerin eşdeğrlerini bulmakta sıkıntılar nedeniyle açıklama türünden sözcüklerle çevirmek zorunda kaldık. Mesela Kırgızca’da “ырас болуптур” hem ünlem hem de deyimsel ifadeyi ‘Mükemmel olmuş!’, ‘Çok iyi olmuş!’ biçiminde çevirmeye çalıştık.

Kaynak dilde bulunan bazı deyimlere de çeviri dilinde ona uygun, denk gelen deyimlerin birebir eşdeğeri bulunamadığında yakın anlamdaki deyimle verilmiş ya da açıklama yoluna gidilmiştir. Örneğin “кулдугум бар” ifadesinin Kırgızca’daki anlamı birisinin önünde özür dilemek, yani özür dilemeden önce ağza alınan ilk sözdür. Filmde bu tür kelime ‘gelin kaçırma olayında’ yani damadın akrabaları kızın evine, anne babasından özür dilemek için ve görüşmek için geldiğinde görebiliriz.

Kırgızca’da batıl inanç ya da günlük konuşmada geçen sözleri Türkçe’ye sözü sözüne çevirdikten sonra, açıklama ihtiyacı hissedilmiştir. Kaynak metinde karşılaşılan: ‘босогодо туруу, чыныны баштан тегеретүү, ак жоолугун түшүрбөө’ gibi gelenek, inançlara dayalı sözleri burada örnek verebiliriz.

Çevirmen her bir mesleğin çevirmenidir. Film çevirisi de onun görevlerinin birisi. Yani sinema, tiyatro oyunları, komedi, dizi filmler ya da çizgi filmlerin özellikle ana dile çevrilmesi-öğrencilerin çevirmenlik alanını genişletir, diğer ülkelerin kültürü ile tanışmış olur ve halka tanıştırmış olur. Mütercim Tercümanlık Bölümünün açmış olduğu ‘Tercümanlık Kulübü’ de belki ileride Film çevirisi dalında iyi çalışmalarıyla gelecekte bir çok başarı kazanacağını ümit ediyoruz. Çünkü yabancı dilden Kırgızca diline aktarılmış filmler yok denecek kadar azdır. Elbette halk kendi ana dilinde film seyretmek ister. Bu problem Kırgız televizyon ve sinema dünyasının en aktüel problemlerinden biri olarak günümüze kadar gelmektedir.

Söz konusu filmde geçen dil ve dilsel unsurlar göz önünde bulundurularak film çevirisinde teknik, bilgi, kültür düzeyi açısından bir takım özellikler gerektirdiğini burada ifade etmek isteriz. Filmde deyimler, kalıp sözler ya da ünlemler yer almaktadır. Onu başka bir kültüre yansıtmak için ona yakın anlamlı ifadeleri bulmaya çalışırız.

GİRİŞ

Ernest Abdıcaparov, günümüzde adından söz ettiren Kırgız rejisörlerinden biridir. Filmleri birçok ödül kazanmıştır. Bu filmler arasında ‘Boz Salkın’ filmi de yer almaktadır.

Ernest Abdıcaparov filmlerinde toplumdaki sıradan insanların, gençlerin ve toplumsal sorunlarını yansıtmaktadır. Bu nedenle filmlerinde hep mutluluk, sevgi, aşktan yana kesitler sunar. Rejisörün “Менин пирим Алмамбет” (1993), “Бештерек” (1995), “Хрупкий лес”(1995), “Таранчы” (1995), “Аялдама” (2000), “Босого” (2000), “Объезяна Актана” (2001), “Мария дочь Моисея” (2002), “Айыл өкмөтү” (2004), “Бозсалкын”, ” 10 желаний” ve “Влюбленный вор” (yeni filmi) vd. filmleri sinema eleştirmenleri ve izleyicilerinin takdirini kazanmıştır.

1996 yılı “Таранчы” filmi İtalya’da Sinema Festivalinde ödül alır. Ayrıca Yunanistan’da Selanik şehrinde ‘Grand Prix’ ( en iyi film) seçilir. “Таранчы” filmi ulusal ve uluslararası film festivallerinde ona yakın ödül almıştır.

“Айыл өкмөтү” filmi ‘Avrasya’ Uluslararası Sinema Festivalinde Üçüncülük ödülünü kazanır. Cezayir’deki Avrupa ve Asya yıldızlarının katıldığı festivalde en iyi ödüle layık görülür.

“Бозсалкын” filmi “Киношок” Sinema Festivalinde ‘En İyi Senaryo’ ödülünü alır. Almatı’da düzenlenen Dördüncü Uluslararası ‘Avrasya’ Sinema Festivalinde, Orta Asya ve Türk dilli devletlerarası yarışmasında (Kırgızistan, Özbekistan, Azerbaycan, Tataristan, Başkurdistan, Türkiye ve Kazakistan) ‘En iyi film’ ödülünü alır.

Birinci Issık Göl Sinema Festivalinde ” Күмүш түндүк” ödülünü kazanır. Kırgızistan’daki Beyaz Rusya’nın büyük elçisi Valeriy Brilev tarafından On Beşinci Uluslararası Minsk “Листопад” Sinema Festivalinde diploma ile ödüllendirilir. “Аялдама” 2000 yılı kısa film dalında ödül kazanır.

E. Abdıcaparov bir konuşmasında: ‘Bütün filmlerimde hayatımdan kesitler vardır. Boz Salkın filminde benim bir önceki bütün hayatım, hanımlara olan saygı ve sıcak duygularım bulunuyor. “Bu filmin yaklaşık dokuz yıllık geçmişi var.” der. ‘ Sovet rejisörleri Sovyet halkının tarihini, acısını, yüreğinde hissederek film çekiyordu. Halk da eski film senaryolarına ilgi göstermemeye başlamıştı. O zaman biz de filmleri kendi hayatımızdan kesitler sunarak yaratmaya başladık. İşte bu yazarın kendisinin yazmış olduğu film diye adlandırılmaktadır’ (AkiPress).

‘Boz Salkın’ filmin konusu ve mesajı; Genç bir kız ile delikanlının aşkıdır. Aşktaki anlaşmazlıklar, sevinçler, farklı duygular yansıtılmaktadır. Filmin sonuna kadar aşk, nefret, samimiyetsizlik ve fedakarlık duyguları her karede kendisini hissettirmektedir. Olayın sonunda şehirli kız, iyi kalpli bir köy delikanlısı ile maceralı bir tanışması olur ve onunla evlenir. ‘Bu sinema ile hayatın gerçeklerini gösterdim. Her bir insan kendi hayat biçimine göre filmden kendine göre ders çıkarır.’ diyor Ernest Abdıcaparov (“Эркин тоо” gazetesi , 2007 yıl 15 Mayıs №55, Ayperi Abdasbekova).

Rejisörün söylediğine göre ‘Boz Salkın’ filminin ortaya çıkmasında ‘gördüğü bir rüya’ sebep olmuş. Rüya şöyledir: İki çoban dağdan inip, kafeye girer. Birbirini ağırlar ve uzun zaman oturur. Kafeden çıkıp birbiriyle vedalaşırken yanlışlıkla birbirlerinin atına biner, evlerine doğru giderler. Onlar çok sarhoş olduğundan bindikleri atlar iki çobanı kendi evlerine değil, birbirlerinin evine götürür. Böylece ‘boz üyleri’ (kıl çadır) ve hanımları değişir. E. Abdıcaparov gördüğü bu ilginç rüyanın başına ve sonuna bir takım eklemeler yapıp 1998 yılında senaryosunu yazar. Filmin finans meselesini çözmek için çok zaman geçer. Film çekim zamanı geldiğinde senaryosunun eskidiğini düşünür. Onu yeniden düzelterek, modern hayata uygun bir şekilde yeni senaryo yazmaya mecbur kalır (“Бишкек таймс” gazetesi, 2007 yıl 8 haziran, №23 sayfa 12, Asel Stalbek kızı, “Эркин тоо” gazetesi 2007 yıl 15 Mayıs, №55 Ayperi Abdasbekova)

‘Boz Salkın’ filminin adı yani Kırgızca’daki anlamını yönetmen şöyle açıklıyor: ‘ Filmin adı özel bir anlam taşımaktadır. “Боз” diye Kırgızlar ışık ya da beyaz nesneyi söyler. Ya da sabah gün doğarken ya da sis bastığında “боз” deriz (“боз” beyaz, açık kurşuni renk olarak). ” Салкын” refah, zevk, huzuru yansıtan duygu (“салкын”- serinlik, serin anlamını veriyor). Bu iki kelimeden oluşarak, özel bir duygu yaratan sinema olduğunu söylemek istiyorum. Örneğin filmin başında Murat ile Asema birbirini seven iki gençtir. Sonra ikisi köye gider ve Asema Sagın adlı delikanlıya kocaya gider. Asema ile Sagın birbirini çok sevmeseler de, zamanla birbiri arasında karşılıklı saygı neticesinde samimi içten bir yakınlık doğar’, diyor yönetmen (КТР Обо gazetesi 2007 yıl 8 Haziran, № 23 Sahiba Kadırova).

‘Boz Salkın’ filminde ‘kız kaçırma’ olayı son derece ilginçtir. Ama E. Abdıcaparov filminde bu tür eylemlerin reklamını yapmak istemediğini de ifade eder. Yani ona göre ‘ kız kaçırma’ meselesinin film ile ilişkisi yoktur. Çünkü filme dikkatle baktığımızda orada ‘ kız kaçırma’ ile ilgili hiç bir söz edilmez. Bu filmde Sagın adlı delikanlı Anara ile yakın arkadaş ve Sagın da onunla evlenmek ister. Ama bu evlilik bir türlü gerçekleşemez. Anara yetim kız ve onun da Sagın ile evlenmeye gönlü var. Sonunda Sagın Anara’yı kaçırmayı düşünür. Ama zavallı Asema’nın erkek arkadaşı Murat hainlik yapar ve Asema da bunu görünce öfkelenip dışarıya çıkar ve neticede başka birisinin ağına düşer. Burada kız kaçırma poblemi yok diye söylemek gerekiyor. Yabancılar için bu tabi ki olumsuz bir tablodur. Bu meseleyi kesinlikle yok etmek gerek demek istiyorum. Kız kaçırma geleneğini propaganda etmedim ve aynı zamanda bu meselenin olumsuz yönlerini dünya çapında yansıttım’ diye rejisör ve bu tür geleneklere karşı olduğunu da dile getirmektedir. (“Кыргыз Руху”, “Топташ” 2008yıl 24 Ocak sayfa 9, Meerim Taşıbekova). Gerçekten de ‘kız kaçırma ‘ olayı yasalar gereği cezalandırılması gereken suçtur. Halk bu hareketi kendilerince bir gelenek gibi görmektedir. Önceleri Kırgızlarda ‘kız kaçırma’ olayı sadece kızın gönlü var ise kız kaçırma olayı gerçekleştirilirdi. Yani kız sevgilisini kendi evebeyni ile tanıştırmada, ya da evlenmek istediğini anne babasına utandığından söyleyemeyince ve evlenme yolunu bulamayınca sevdiği tarafından kaçırılırdı. (C. Aytmatov’un “Делбирим”, (‘Selvi Boylum Al Yazmalım’) eserinde bunu görebiliriz). Sonra halk arasında bu tür eylem sıradan bir duruma dönüşüp adeta bir gelenek, töre gibi kabul görmeye başlar. Boz Salkın filminin finansını Dünya İsveçre Vakfı, İsveç ‘Götebourg’ Festivali, Hollanda Vakfı, ALD Capital Group S. A. ve ” Ой Арт” Kırgız Sosyal ve Kültür Kurumu sağlamıştır (Кабар; Эркин тоо gazetesi 2007 15 Mayıs).

Daha önce de ifade ettiğimiz gibi E. Abdıcaparov’un filmleri, kendi hayatından kesitler sunmaktadır. Boz Salkın filmi için de aynı yorumu yapabiliriz. Çünkü rejisör bir röportajında filmin otobiyografik oluğunu ifade ediyor. ‘Ben eşimi kaçırarak evlendim. Bu olay dağlarda yaşandı. Onu kaçırıp uzak yaylalara götürdüm. O an benim duygularım, eşimin duyguları, korku, kararsızlık, aşk gibi duygular filmde de var. Ben eşimin o andaki duygularını çok iyi biliyordum. Eşim o zaman on dokuz yaşındaydı ve çok güzeldi, şimdi de güzel. Ben onu ilk zaman gördüğümde yıldırım aşkına tutulup, bir gün benim eşim olacak diye düşündüm’ diyor E. Abdıcaparov. ‘Eşim Boz Salkın filmini görünce kendisi hakkında oluğunu hemen anladı. Bu film eşime armağanımdır.’ der (Бишкек таймс gazetesi 2006 yıl 7 Nisan №11, 7. ve 15. sayfa Aygül Bakeeva; AkiPress Haber Ajansı).

‘Boz Salkın filmi Kırgız Filminin ikinci mucizesini yaratmış olan filmlerin birisi’ diyor Kırgız film stüdyosu müdürü B. Karagulov (Ачык саясат, Айбек Шамшикеев, internet sitesi). Rejisör Asankoco Aytikeev bugün Kırgız filminin gelişmekte olduğunu ve 2008 yılı Issık Göl’de geçen Şanghay İşbirliği İkinci Sinema Festivaline gelen konukların Kırgız filmine büyük önem verdiğini ve bu filmler arasında da Boz Salkın filminin de yer aldığını belirtti. Ünlü rejisör Genadiy Bazarov ise E. Abdıcaparov gibi rejisörlerin yaratıcılığı, geleceğinin parlak olduğunu ifade etmiştir. Ayrıca E. Abdıcaparov’un kendisini sürekli geliştirdiğini, gelecekte de bir çok ödüllü filmlerin altına imza atacağına yürekten inandığını da vurgulamıştır.

Yukarıda bazı insanların Boz Salkın filmi ile ilgili fikirlerini, düşüncelerine değindikten sonra şimdi bu filmin hangi ödülleri ve başarıları kazanmış olduğunu dile getirmek istiyoruz. Almatı’da geçen Uluslararası Dördüncü Avrasya Sinema Festivalinde ‘ Grand prix’ kazanır. “Киношок” festivalinde-‘ en güzel senaryo’ dalında ödül kazanır. Birinci Issık Göl Sinema Festivalinde- “Күмүш түндүк” ödülünü kazanır.

Boz Salkın filminin baş oyuncuları Asem Toktobekova ve Tınçtık Abılkasımov. Asem Toktobekova Bişkek’ te doğmuştur. №5 orta okulundan mezun olur ve Kırgız Devlet Üniversitesini kazanır. Profesyonel dansçı ve dans öğretmenidir. Boz Salkın filmi onun ilk oynadığı filmdir. A. Toktobekova Bakü’de geçen ‘Doğu ve Batı’ festivalinde en iyi kadın oyuncu ödülünü alır. Sinema dalında asistan olarak çalışmakta ve müzik ile yakından ilgilenmektedir (Кыргыз Туусу gazetesi 2007 yıl 8-12 Mart).

Tınçtık Abılkasımov Sanat Enstitüsü mezunudur. Geleceğin rejisörü T. Abılkasımov ‘Kırgız Film’inde’ yönetmen, operatör asistanı olarak çalışmaktadır. Onun söylediğine göre film alanında çalışmak onun çocukluğundan beri hayalidir (Кыргыз Туусу gazetesi 2007 yıl 19-21 Haziran №46, sayfa 10).

Boz Salkın film senaryosunun yazarı E. Abdıcaparov Bişkek’te doğdu. Narın bölgesi Minkuş köyünün orta okulundan mezun olur. Oş Pedagoji Enstitüsünün Müzik fakültesini kazanır. Fakat ‘Film Dünyasına’ gitmek için üniversiteyi bırakır. Moskova’daki Film Enstitüsünü kazanamayınca Rus Dili ve Edebiyatını tercih eder ve 1983 yılı Rus Dili ve Edebiyatı Enstitüsünden mezun olur. Mezun olduktan sonra köyde öğretmenlik yapar. 1988 yılından başlayıp ‘Kırgız Film’ stüdyosunda yönetici, redaktör, senarist görevlerinde bulunur. 1993 yılı ilk kez “Менин пирим Алмамбет” filmini çeker. O günden bu güne sinema dünyasında çalışmaktadır. Yönetmen; “Менин пирим Алмамбет” (1993), “Таранчы” (1995), “Бештерек” (1995), “Хрупкий лес” (1995), “Аялдама” (2000), “Босого” (2000), ” Объезяна Актана” (2001), “Мария дочь Моисея” (2002), “Айыл өкмөтү” (2004), “Бозсалкын” (1998), “10 желаний”, “Влюбленный вор” gibi filmlere imza atmıştır. E. Abdıcaparov evli ve üç çocuk babasıdır (Эркин тоо gazetesi 2007 15 Mayıs).

E. Abdıcaparov yaptığı bir konuşmasında Boz Salkın filmi gösterime girmeden önce onun çalındığını ve kopyalanarak pazarlarda kanunsuz satıldığını ifade ediyor. O nedenle diskten gördüğümüz Boz Salkın filminde eksiklikler bulunduğunu söyler. Filmin orjinalini sadece sinema salonlarında görebildiğimizi de ifade ediyor.

Abdıcaparov bir röportajında: ‘Boz Salkın filmin senaryosunu yeniden yazmaya mecbur kaldığımda filmi modern hayat tarzına uygun biçimde yazmaya başladım. Bugünün hayatını, ayrıca gençlerin şu anki yaşam felsefesini, görüş ve düşüncelerini araştırdım. Bu filmin geleceğinin büyük olacağını çok iyi biliyorum. Ben insanların mutlu olmasını, benim filmlerimi görüp daha da mutlu, daha da huzurlu ve neşeli olmasını ve filmlerden çok enerji almalarını isterim.’ dermektedir. Yönetmenin filmi, her bir gencin hayatından kesitler sunar. Aşk, ihanet, öfke, neşe filmde bütün canlılığıyla yer almaktadır. Köyde, yaylada yaşayacağını aklına hayaline getirmeyen Asema adlı şehirli kız yüreği temiz, iyi kalpli bir köylü Sagın adlı delikanlı ile beraber kalıyor. Asema ilk başta memnuniyetsizliğini gösterir. Ama sonra Sagın’ın iyi bir insan olduğunu anlamaya başlar. Onu dağda yalnız bırakıp gittiğinde de Asema onu özlemeye başlar. Sagın ise Asema’nın rüyasında bile hiç görmediği zor duruma düştüğünü iyice anlar, ona acır ve saygı gösterir. İki gencin yüreğinde birbirine olan aşk hisleri olmasa da gönüllerinde sevgi pırıltıları doğar.

Боз Салкын

1-бөлүм

Ата: Эй, менин цитаталарым кайда?

Апа: Дагы бирдеңкеңди жоготтуңбу?

Ата: Мен эртең менен тетиги машинканын үстүнө койбодум беле? Үйдө экөөбүздөн башка киши жок болсо каякка жоголот?

Апа: Ай! Мобу кагаздар беле?

Ата: Ээк…!

Апа: Алдагы атам замандан калган машинканы ыргытып жиберип эле, тиги кызыңдын компьютери менен иштесең боло?!

Ата: Эй, компьютерде вирус деген неме бар. Вирус түшсө эмгектин баары талаага кетпейби. Болот мага ушул эле!

Апа: Кызың сага жигити жөнүндө эч нерсе дебеди беле?

Ата: Мешат этпечи! Кайсы жигити? Эй, бул эмне кылганыңар?

Апа: Эми бойго жеткен кыз тиги жигити менен тааныштырып коеюун десе керек да.

Ата: Силер эмне экөөңөр менин аркаман сүйлөшүп алдыңар беле, ыя?

Апа:Сен өзүң үйлөнгөндө канчада элең ? Ошону билип алчы!

Ата: Сен ал убакытты, бүгүнкү күн менен салыштырбагын. Ал убакта деген социализм…

Биз үчүн мамлекет кам көрчү да!

Апа: Иик…!

2-бөлүм

Асема: Жүрчү эми.

Мурат: Жок.

Асема: Жүрчү эми?

Мурат: Жок. Өзүң кире бербейсиңби.

Асема: Кандайсыңар?

Апа: Э, балам, алдагы кебетең менен кантип жумушка бардың, ыя?

Асема: Мен деген жумуштан бошоп, айылга баратам. Досум менен эс алып келейин?

Ата: Эмне үчүн жумуштан бошоп? Каяактагы айыл? Кайсы досуң менен?

Апа: Түшүнгөн жоксуңбу? Жумуштан бошоп, каяктагы бир айылга, каяктагы бир досу менен эс алганы баратыптыр.

Асема: Ий, апа. Койгулачы эми. Ошо да, ошентесиңерби? Жумуштан тажап кеттим жөн эле! Девит менен кредиттен жүрөгүм айланат!

Ата: Эмне үчүн айылга? Эмне, жигитиң эмне мыркабы?

Асема: Мырка? А өзүңчү? Апамды алганда сен деле мырка эмес белең.

Апа: Атаң менен да ушинтип сүйлөшөсүңбү, ыя?

Асема: Өзү баштады го, көрдүң го.

Апа: Айыл дегенди сен билбейсиң балам, кандай экенин. Бүгүн ээрчишип барсаң эртең башыңа жоолук салып, отургузуп коет. Анан ошондо көрөм сенин эс алганыңды.

Асема: Ий, апа койгулачы эми. Биз, Мурат экөөүз эчак эле сүйлөшүп алганбыз.

Күзүндө тоодон малдар түшкөндө үйлөнө турган болдук.

Ата: Анан жигитиң менен мурдараак эле тааныштырып койбойт белең.

Асема: Ошол элеби? Азыр.

Бас, бас,бас. Бутуңду мунабу жерге эле чеч!

Мурат: Кое тур. Азыр.

Асема: Бол эми.

Асема: Бул Мурат.Булар менин ата-энем.

Мурат: Салам алейкум.

Ата: Алейку салам.

Мурат: Саламатсызбы.

Апа: Анан эмне биздин кызга үйлөнөйүн деп жатасыңбы?

Мурат: Ооба… Ой, жок азыр эмес. Кичине кийинчерээк, жумуш таап алып.

Апа: Билем мен силерди. Ушинтип койуп эле, анан ала качып жолго түшөсүңөр.

Мурат: Жок, жаман ойлобоңуздар. Мен деле өзүм кыз ала качууну анча деле жактыра бербейм. Ал эми Асеманы болсо ата-энем менен тааныштырып… Анан биздин айылыбыз, көлүбүз, тоолорубуз аябай кооз. Ошону көрсөтүп келейин дегем.

Ата: Эмесе мындай, эгерде сен биздин кызды ала кача турган болсоң…

Асема: Биз кеттик.

Мурат: Жакшы калгыла.

Ата: Эй, мобуларың кетип калбадыбы?

Апа: Апей. Ай, жок дегенде жолго чай ичип албайт белеңер, ыя!

Ата: Ий, ээк…!

Апа: Ээк…!

3-бөлүм

Майор: Милициянын начальниги, майор Суранов. Документтериңди…!

Мурат: Саламатсызбы. Мен Байтурдун баласы Мурат болом.

Майор: Аа, Байтурдунбу? Ха,ха. Мен сени кичинекей кезиңен бери эле билем.

Мурат: Бул Асема, менин сүйлөшкөн кызым.

Майор: Эй, тойго чакырганды унутпа! Ха, ха.

Мурат: Күзүндө Мамбет байке.

Майор: Хм, кеттик. Атаңа салам айт.

Мурат: Жарайт.

4-бөлүм

Анара: Ранец за спиной, сабля на боку. Он шел домой с войны. На дороге встретилась ему старая ведьма. Нижние губы висели до самой груди. “Дорогой служили” сказала она. “Какая у тебя славная сабля, а ранец такой большой!”

Тайэже: Сенин шаардан окуйм деп умтулганың жакшы балам.А бирок, эне-атаң жок, же шаарда жакшы туугандарыбыз жок.Менин жарыбаган пенсияма окуйм деп жатасыңбы ?

Сагын жаман бала эмес.Колдорунда да бар.Энеси экөө элдин малын багып эле жакшынакай оокат кылып жатышат.Жакшы жашап кетсеңер, балким, кийин деле окуп аласың. Анын үстүнө, биздин койлор да бекер багылып калат эле. Ай, Сагын келди. Тур тосуп ал!

5-бөлүм

Сиңди: Мурат байке. Апа, апа Мурат байкем келди.Мурат байке!

Мурат: Чоңоюуп калгансың го!

Сиңди: Жүрү.

Апа: Ий, телефон чалсаң тосуп албайт белек! Каралдым десе, келегой!

Мурат: Кандайсыз апа.

Ата: Балам келип калган турбайбы.

Мурат: Ден соолугуңуз кандай? Кандайсыз ата?

Ата: Кандайсың балам.

Апа: Күчүгүм десе, арыктап кеткенсиңби? Жүргүлө үйгө кирели. Жүргүлө.

Мурат: Азыр.

Ата: Киргиле, киргиле.

Мурат: Бул Асема.Баягыда телефондон айтып жүрбөдүм беле.

Апа: Ий, келегой кагылайын. Мен… Мен… Мен эмне тантыйм.

Ата: Эмне турасың?

Апа: Азыр, азыр кагылайын. Азыр…

Ата: Бол. Күчүгүм десе. Азыр.

Апа: Келегой ылдый болсоң. Ата-бабаларыбыздын арбактары колдоп, бактылуу-таалайлуу болгула. Түкүр!

Ата: Ошенткиле.

Апа: Жаман сөздөн, жаман көздөн алыс болуп өмүрлүү болгула! Ай, эмне турасыңар. Үйгө чакырбайсыңбы.

Ата: Киргиле.

Апа: Кире койгула, алдыңа кетейиндер. Кире койгула үйгө. Кел, келегой. Жүргүлө.

Ай, Барчын бери келчи. Айганыш менен Дариканы ээрчитип алып, эртерээк үйгө келсең. Мурат келин алып келиптир де. Тез!

Сиңди: Yes, Айганыш эже!

6-бөлүм

Тайэже: Анда силер отуруп чай иче бергиле. Мен эшке чыгып малдарды карап келейинчи. О кокуй!

Сагын: Ээк…, ыпф!

7-бөлүм

Апа: Чайдан ичип, нанга карагыла.

Ата: Ал, алагой. Мына ушундай кызым. Биз айылдыктар анча-мынча маданият дегенден артта калыппыз. Вот…

Апа: Эмне деп эле дөөрүп жатасың? Бул айылдын эң маданияттуусу бизбиз! Жада калса этти бычак вилка менен жейбиз, дайыма.

Мурат: Мен таптакыр унутуп калган турбаймынбы. Мен силерге белек алып келгем.

Апа: Белек дейсиңби? Кана алып келчи белектериңди, көрөлү. Каралдым десе. Чайдан ичкиле. Иче койгула

Аял 1: Ий, балакетиңди алайын, келип калдыңбы?

Аял 2: Келегой.

Мурат: Жакшысызбы?

Апа: Иче койгула

Аял 1: Жакшысыңбы?

Мурат: Апа, сизге келишиптир.

Апа: Менби? Азыр.

Ата: Отуруп тур, азыр.

Үн: Жакшы, жакшы… Көрдүк, көрдүк.

Апа: Баягыда айтып жатпады беле, күзүндө келип калабыз депчи. Мурат азыр алып келип калыптыр.

Үн: Апей ай, мейли. Ырас болуптур.

Апа: Мейли, мейли деп жатабыз.

Үн: Күзгө чейин күтүп жүрөсүңөрбү? Бирөө ала качып кетсе дагы…

Апа: Ай, айыл боюнча экөөңөр да жакшы…

Үн: Ой, рахмат жеңе чакырганыңарга

Апа: Жоолук алып келе калайын.

Үн: Даяр эле келин.

Үн: Көшөгөсүчү?

Үн 1: Сиз байке барып туруңуз.

Үн 2: Сиз барып туруңуз.

Үн: Жоолукту мен салайын. Кеттик бас.

Аял 1: Ий, алдыңа кетейин десе. Көз мончоктой болгон көзүңдөн кагылайын десе! Ак жоолугуң башыңан түшпөгөн ак жолтой келин бологой!

Аял 2: Маңдайың жарык, сонун кыз турбайсыңбы!

Аял 1: Апей, башка салган жоолукту албайт. Баарыбыз ушинтип келгенбиз. Уялба алдыңа кетейин десе.

Аял 2: Жоолукту албайт, күчүгүм.

Аял 1: Аябай жакшы жерге келдиң . Жакшы жерге келдиң, жакшы келин бологой!

Асема: Жок, бул кереги жок.

Апа: Каралдым десе карачы, аппапакай жоолук өзүңө тим эле жарашып калат турбайбы. Сен менин биринчи жакшылыгымсың, каралдым десе.

Аял 2: Ай ий, ак жоолугун карасаң. Тим эле сонун жарашат.

Апа: Бактылуу таалайлуу бол.

Аял 1: Бактылуу бологой!

Мурат: Босогодо эмне турасың? Бас кирбейсиңби.

Апа: Бактылуу болгула. Балам менен кол кармашып өмүр бою жашай бер. Алтыным десе!

Мурат: Эй, эй! Бул эмне кылганыңар? Бас жүрү кеттик!

Апа: Ыя, Мурат… Жоолукту өз колуң менен алып салдыңбы?

8-бөлүм

Мурат: Сен аларга капа болбо. Алар өздөрүнүн жапайы салттары менен жашап көнүп калышкан. Акырындык менен сен аларды жакшы көрүп каласың.

Асема: А мен аларды жакшы эле көрүп калдым. Келиндин да жоолугун салынып көрбөдүмбү. Эгер сен бир аз кечиккенде мен көп деле каршылык көрсөтпөйт болчумун.

Мурат: Тигине, биздин балдар. Жүр. Кандайсың?

Бакыт: Кандай Мурат.

Капар: Оо, кандайсың Мурат.

Мурат: Жакшы. Кандай Сагын.

Сагын: Кандай.

Капар: Кандай шаардык.

Мурат: Жакшы.

Бакыт: Көпкө чейин жоголдуң го сен?

Мурат: Сагындырайын дебедимби. А, бул Асема. Таанышып алгыла.

Капар: Капар.

Бакыт: Бакыт.

Сагын: Сагын.

Бурма: А мени менен учурашпай деле койсо болобу?

Мурат: Кечирип кой Бурма. Байкабай калыпмын.

Бурма: Эми бизди байкаш кыйын болуп калбадыбы.

Сагын: А, келиңиз биякка, өтүңүз келиңиз.

Мурат: Таанышып алгыла. Асема… Бурма…

Бурма: Кечиресиз. Картөшкөң быштыбы деги?

Капар: Чийки болсо деле жей бересиңби?

Бурма: Алып чыга бер. Чийки картөшкө көзгө дары болот дейт.

Мурат: Сагын, сени жана үйлөнөт деп уктумбу?

Бакыт: Эртең үйлөнөт да, кайра эле тоого жөнөйт. Бирок уже аялы менен.

Мурат: А кимге болду экен?

Бакыт: Анарага.

Бирок, ал байкуш бул жөнүндө билбейт окшойт.

Сагын: Чанжырабачы!

Бакыт: Эмне чанжырабачы! Менимче өзү деле азыр билди окшойт.

Сагын: Сен эмне деп жатасың!

Капар: Эмне деп жатыптырмын.

Мурат: Болду урушпагыла! Эй, болдугула. Балдар, эй!

Капар: Урушпагыла!

Бурма: Урушпагылачы.

Бакыт: Мен чындыкты айтып жатам!

Мурат: Болду урушпагыла!

Капар: Койбойсуңарбы, балдар!

Мурат: Бакыт, отур!

Сагын: Капар кетесиңби? Эртең көрүшөбүз.

Мурат: Эй, Сагын кетип каласыңбы эми сен?

Бурма: Кетпегилечи.

Капар: А, мейли анда балдар, мен да кетейин. Эртең туулган күнүмө келгиле.

Мурат: Сенин туулган күнүңдө жолугабызбы же Сагындын тоюуна барабызбы?

Капар: Барын тетиги билет. Мейлигиле.

Бакыт: Туулган күндө атайын Анараны алып качышты уюштурганбыз. Биз да жардам бермекпиз да. Бирок тигинтип таарынып калды, эми бизди жолотпойт го.

Асема: А, эмне сүйүүсү жок деле жашай беришеби?

Бурма: Сүйүп үйлөнгөндөр деле ажырашып жатышпайбы. Сүйүү-пүйүү болбогон бир жомок!

Бакыт: Бурма. Бурма качанга чейин эле өзүңдү кыйнай бересиң, Бурма?! Унутчу Муратты, Бурма! Көрдүңбү шаардан башка кыз таап алыптыр, Бурма!

Бурма: Суранам Бакыт мени өз жайыма койчу!

Бакыт: Бурма!

9-бөлүм

Барчын: Музыкальный центрим бар, ар кандай оюунчуктарым бар. Жүрбөйсүзбү, кирбейсизби! Сиз биякка жатасыз. Кийимдериңизди бул жерге койсңуз. Музыка угасызбы?

Асема: Жок.

Барчын: Компьютр ойнойсузбу?

Асема: Жок ойнобойм.

Барчын: Бирдемке алып келип берейинби?

Асема: Жок ырахмат.

Барчын: Мейлиңиз. Ладно. Ай…! Жакшы жатыңыз.

10-бөлүм

Бурма: Мурат…

Мурат: Бул ким? Бурма сенсиңби?

Бурма: Мен. Эмне тааныбай калдыңбы?

Мурат: Бурма, мен сенин алдыңан аябай күнөөлүүмүн. Бирок көп нерсе өзгөрүлүп кетти. Эми кайра артка жол жок. Кечир мени!

Бурма: Мен сени күнөөлөгөн жокмун. Коштошоюун деп келдим. Коркпо мен сага сөз тийгизбейм.

11-бөлүм

Келиндин күйөөсү: Куйбайсыңбы, эй!

Келин: Өлүп баратасыңбы? Куям азыр, коетур!

Келиндин күйөөсү: Эй, жанатан бери сунгам, ал жактан деген.

Келин: Ой, куюуп жатпаймбы. Эмне болуп баратасың?

Апа: Ай, болдугула!

Келиндин күйөөсү: Эй, берчи чайыңды. Нормальный берчи э!

Келин: Ой, мечи! Балакет ичкир!

Апа: Ай, болдугула эми. Үйүңөрдөн барып урушкула. Ай, мен силерди чакырган себебим, тоого чыкпай калбадымбы. Анан кийин, Сагынды үйлөнтүп коелу деп чечтик.

Аял: Ийи, жакшы.

Апа: Кыздын аты Анара. Өзү жетим кыз. Таежесинин колунда өсүп чоңойду. Баарын сүйлөшүп макулдашып койдук. Чыр чыгып кетет деп деле ойлобогула, коркпогула.

Бул экөөнү деле сүйлөштүрүп, жолуктуруп койсокпу дегенбиз. Анан… Бирок болбой калды. Ай, бир жакшы жери, кыздын өзүнүн деле көңүлү бар окшойт Сагында.

Аял: Ий, ырас болуптур ай, жеңе! Эмнеге чыр чыкмак эле. Жакшынакай жерге келин болуп келип жатса, биздин Сагындай жигитти таап көрсүнчү керек болсо!

Апа: Ий, ооба десең. Ай,сен Капар, туулган күнүң эмне болду?

Капар: Баарын чакырып койдум.

Апа: Ий.

Капар: Анара келет.

Аял: Ий, ырас болуптур. Негизгиси келинди алып келгиле. Анан жоолукту салмай биздин иш.

Капар: Ийи.

Апа: Анараны кантип алып чыгасыңар? Сүйлөштүңөрбү ошону?

Капар: Ооба, анын барын сүйлөштүк. Эң негизгиси байкенин машинеси жакшы болуп берсе эле.

Апа: Ай, анан сенин машинеңди жакшынакай кылып оңдодуңбу деги?

Шофер: Оңдодум жеңе. Жок, жок оңдодум, оңдодум.

Аял: Ай Кудаш, сен андан көрө балдарды ээрчитип жанагы орунга барып келбейсиңерби, сүйлөшкөн жерге. Тур.

Шофер : Макул, макул.

Аял: Тур эртерээк чай ичип жөнөгүлө!

Апа: Ай, уят болбогула, айланайын!

Аял: Кудаш билесиң да.

Шофер: Билем билем.

Келин: Эй, турбайсыңбы дыңкыйбай! Өткөр наркы кишини!

Аял: Ай!

Келиндин күйөөсү: Эй, сен эми чайды жөн ичиресиңби, деги?

Келин: Ой, өткөрүп деле анан ичесиң да!

Келиндин күйөөсү: Эй, турам да эми, турам!

Келин: Турбайсыңбы!

Аял: Ай, койгулачы деги!

Келиндин күйөөсү: Эй, энеңди…!

Келин: Эми отур. Ич жарылгыча!

Келиндин күйөөсү: Чайды жөн ичиресиңби деги, ыя?!

Келин: Эй, сен чыгып кетчи, чайды ичип алып!

Апа: Ай, болдугулачы эми деги! Капырай ай, каяктан да чакырдым эле.

Келиндин күйөөсү: Ме, тойдум ырахмат!

Келин: Эч нерсе эмес.

Апа: Эми бале баспадыбы!

12-бөлүм

Капар: Анараны “таежең ооруп калыптыр” деп мен өзүм алып чыгам. Мобу жолду, мобу көпүрөнү көрдүңөрбү?Ошол көпүрө аркылуу келебиз. Үйү алысыраак. Демек сизди көрөөрү менен жеткирип коюуңуз деп суранат. Машинеге отурары менен баса беребиз. Түшүндүңөрбү?

Шофер: Түшүндүм. Ата-бабабыздын арбагы колдосун. Оомийн.

13-бөлүм

Капар: Бурма кандайсың?

Бурма: Туулган күнүң менен.

Капар: Ырахмат. Кел өт, кел өтө бер биякка.

Бурма: Кандай?

Кыз 1: Жакшы.

Бурма: Кандай?

Кыз 2: Ий, жаңы көйнөк алгансың го!

Бурма: Кандайсыңар? Эмне отурасыңар бийлебей? Кызыңды бийге чакырбайсыңбы?

Мурат: Жүр, бийлеп келебиз.

Асема: Жок, бийлебейм.

Бурма: Анда мен бийлеп келейин.

Бакыт: Бийлеп келбейлиби?

Сагын: Жүр бийлеп келебиз.

Кыз 3: Эй, уктуңбу. Анараны карасаң, Анараны… Бүгүнчү Сагынчы, аны алып качат экен да. Бүгүнкү туулган күндөгү Капарчы ошону уюштуруптур да, алып качайын депчи. Ий!

Касым: Келе эми Нурбек мен бийлейин.

Нурбек: Кое турчу, кое турчу. Ырдын аягына чейин бүтүрүп коелучу Касым?

Касым: Эс алып турчу!

Нурбек: Аягына чейин бийлеп коелучу?

Касым: Шашпай деле бийлей бересиң.

Нурбек: Касым жөнчү.

Касым: Барчы нары!

Нурбек: Эй, эмне? Колуңду тартып сүйлө. Колуңду тартып сүйлөсөң мындай.

Касым: Нормальный болсоңчу!

Нурбек: Эмне кыла аласың? Кое бер, эй!

Капар: Нурбек, эй!

Кыз: Балдар,эй! Жинди болуп жатасыңар. Эй, эмне болуп жатасыңар, балдар! Жинди мобулар,эй! Ажыраткылачы! Койчу эй!

Бала: Жүрчү!

Кыз: Барчы нары! Нурбек дейм. Жинди болуп жатасың. Болду дейм эй!

Капар: Болдугулачы урушпай, Нурбек!

Үн: Болдугула. Урушпагыла. Болдугулачы. Коетургулачы урушпай. Болдугула.

Кыз: Ай, балдар эмне отурасыңар? Ажыратып койбойсуңарбы!

Үн: Жүр, жүрчү болду! Эмне болду. Жүр баспайсыңбы!

Кыз: Болдугулачы балдар! Сен эми болдучу нары жакка барып…

14-бөлүм

Асема: Саламатсызбы.

Догдурбек: Арак ичесиңби? Түффий. Шорпо ичесиңби?

Асема: Ичем.

Догдурбек: Кел, келегой кел. Кел отур. Отур, отур. Азыр, азыр. Азыр азыр. Азыр.

Таак… Во! Ме, акырын ысык.

Асема: Ырахмат.

Догдурбек: Сен ким болосуң?

Асема: Асема. Шаардан болом.

Догдурбек: А мен… Менин атым Догдурбек. Капардын агасы болом. Ии… Ич, ич. Денеңдеги дарттын барын айдап чыгат.

Асема: Ырахмат.

Догдурбек: Ийи, о азамат, азамат!

Асема: А тиги жакта эмне бар?

Догдурбек: Жылкы кулуну менен.

Асема: Көрүп келсем болобу?

Догдурбек: Албетте. Жүр көрсөтөйүн. Бас,бас. Түз барып солго буруласың. Ошояктан көрөсүң.

15-бөлүм

Капар: Эмне болду сага?

Асема: Шаарга кантип кетсем болот?

Капар: Шаарга эртең менен эле болот машина.

Асема: Ойх!

Капар: Асема кое турчу. Түшүндүрчү?

Асема: Ээк, ушул силерди!

Капар: Кое турчу. А Муратчы?

Асема: Турчу мындай!

Капар: Мага эмне? Эмне болсоң ошол болгула!

Асема: Байке, байке шаарга жеткизип коюуңузчу?

Шофер: Ооба.

Асема: Акчасын төлөп берейин.

Шофер: Жеткизейин, жеткизейин. Келегой, отурагой.

Капар: Түш биякка! Түш түш!

Асема: Кое бер колумду!

Шофер: Эй, Капар!

Капар: Түш түш дейм!

Асема: Кое бер колумду!

Капар: Кудаш байке бул Анара эмес.

Шофер: Болот болот.

Капар: Бул башка кыз.

Шофер: Эй, башты оорутпай ары турчу!

Капар: Таптакыр башка кыз. Түшүнсөңүз боло!

Шофер: Эмне мээмди чагып жатасың?

Капар: Кудаш байке бул башка, таптакыр башка кыз!

16-бөлүм

Өспүрүм: Канат байке келатат! Келатат, келатат!

Үн: Апей ай, келатат дейт. Тургула! Тургула тосуп алалы. Йи, айланайын. Жоолук даярбы? Ооба, даяр эле.

Капар: Токтогула жеңелер. Бул Анара эмес. Бул башка кыз, башка бул. Таптакыр башка кыз. Анара эмес жеңелер. Уксаңар боло! Бул Анара эмес, Анара башка кыз, башка!

Үн: Анара эмес? Анан ким ал, ай?

Асема: Алып чыкпа!

Келиндин күйөөсү: Кач мындай!

Асема: Алып чыкпа!

Келиндин күйөөсү: Кач мындай!

Үн: Келегой, айланайын.

Асема: Мен Анара эмесмин.

Үн: Карма. Кел түшөгой!

Асема: Мен Анара эмесмин! Мен Анара эмесмин!

Үн: Ай, чапканын кара, ий ий! Кайнагаң болот ай!

Келиндин күйөөсү: Эй, эмне болду?

Капар: Байке бул Анара эмес, бул башка кыз.

Келиндин күйөөсү: Анара болбосо ким бул?

Капар: Асема бул.

Келиндин күйөөсү: А кана Анара?

Капар: Кокустук болуп калды байке.

Келиндин күйөөсү: Эй, кокустук деген болбойт, билесиңби? Эгерде дагы бир жолу “кыңк” этип койсоңчу бүктөп коем. Уктуңбу?

Үн: Ал кайнагаң болот. Буттан карма. Турчу нары. Бутун кармаңызчы жеңе. Колун кармабайсыңбы! Колунан кармап бери тартсаң.

Капар: Мага эмне? Эмне болсоңор ошо болгула!

Үн: Колунан… Апей ай, кыз ай…! Карма, карма аркасынан!

Асема: Барбайм. Апаа. Апаа!

Үн: Кирегой. Ай, Сагын деген аябай жакшы бала. Бул үйгө калсаң бактылуу болосуң. Мындай баланы таппайсың. Кач кач!

Асема: Мен Анара эмесмин.

Үн: Баарыбыз эле ушинтип…

Асема: Тийбе мени!Салба, салба жоолукту!

Үн: Бактылуу бол айланайын.

Асема: Салбаңызчы.

Келиндин күйөөсү: Ушинтип эле элдин катарынан басып жүрөсүң. Тур, бар үйгө келин отургуз, бар!

Келин: Эй, турчу нары, акыл үйрөтпөй! Сенсиз деле билем. Ай, эмне болдуңар? Ий, балакетиңди алайын!

Асема: Тийбе мени. Отурбайм деп жатпаймынбы!

Үн: Апей, ай! Кой айланайын. Ай бери каратпайсыңбы ары каратпай!

Асема: Отурбайм!

Үн: Антпе.

Асема: Мен Анара эмесмин! Кандай түшүнбөйсүңөр?!

Үн: Бактылуу бол өмүрлүү бол. Сагын жакшы бала. Сагындай баланы деле таппайсың

17-бөлүм

Анара: Болуптур анда. Сурооңду кийин эстегенде берээрсиң.

Сагын: Кое тур. Эстедим. Кайра унутуп калдым. Жок, эстедим.

Анара: Угуп жатам.

Сагын: Экөөбүз баш кошуп албайлыбы?

Анара: А кандай максат менен?

Сагын: Жөн эле.

Анара: Чын эле жөн элеби? Же тоодо мал бакканга киши таппай жатасыңарбы?

18-бөлүм

Үн 1: Сагын деген аябай жакшы бала.

Үн 2: Анарочка, Анарочка.

Үн 3: Кой айланайын, башыңа салынган жоолукту кайра алба!

Үн 4: Алба!

Асема: Мен Анара эмесмин.

Үн 2: Жаман болот айланайын. Сагын деген жакшы бала, айланайын. Баарыбыз тең ушинтип келгенбиз, айланайын. Кой, жакшы жерге келбедиңби.

Асема: Мен Анара эмесмин.

Үн2: Башыңдагы жоолукту алсаң жаман болот. Кийин бактыңды ойло, айланайын! Кийин бактылуу болбой каласың, айланайын. Салынагой, салынагой. Ооба, салынагой айланайын!

Үн: Маңдайың жарык жакшынакай келин бол.

Асема: Түшүнсөңөр мен Анара эмесмин.

Үн 2: …жакшынакай. Сагын деген жакшынакай бала. Баарыбыз деле ушинтип келгенбиз.

Ооба, мына жеңеңдердин бары эле ушинтип келген. Бактылуу болосуң. Башыңдагы салынган жоолукту кайра алба, айланып кетейин! Ооба, бактылуу болгун, айланайын. Ооба, жакшынакай бала бул деген. Жакшы үй-бүлөгө туш келдиң, айланып кетейин. Башыңдагы жоолукту алба!

Үн: Башыңдагы жоолукту алба! Кыргыздар андай кылбайт, айланып кетейин. Ооба, бир күйөөдөн чыкты деген ат болот. Артынан жаман сөздөр айтылат.

Асема: Апаа!

19-бөлүм

Аял 1: Бактылуу болгула эми.

Жеңе: Ай, кокуй! Мурат? Ай, Мурат келди! Ай, жеңе Мурат келди.

Аял 2: Апей!

Үн: Ай, жанагы сүйлөшкөн баласы го.

Келин: Ай, келинге көрүндүк бербейсиңби, ботом? Ай!

Мурат: Бас, жүр кеттик!

Асема: Эмнеге келдиң?

Мурат: Мен сага келдим.

Асема: Жок, барбайм эч жакка !

Мурат: Барасың!

Асема: Кое бер деп жатам, жогол нары Мурат! Ай!

Өспүрүм кыз: Жеңе! Жеңе!

Асема: Ай, колум! Мурат, барбайм деп жатпаймбы! Ай колум! Барбайм эч жакка!

Мурат: Сага эмне болду?

Асема: Бар Бурмаңа!

Кемпир: Ай, мамочка, ай…!

Максат: Ай, апа! Кач!

Кемпир: Сактай көр кудайым! Айланайын кудайым! Сактай көр кудайым!

20-бөлүм

Аял: Жакшы баргыла эми. Келип тургула. Оптомбек ай, Оптомбек! Карабай эле кетти. Карап кой муну. Өзүнүн үйүн сагынып калган го! Болуптур эми, жакшы баргыла! Жакшы баргыла.

Шофер: Ой, эми болбойсуңарбы, ыя!

Келин: Чоң рахмат. Келип тургула. Сагындырбай келип турсаңар. Кудаш, рахмат сага да.

Шофер: Жакшы тургула.

Келин: Келип тургула, макулбу?

Шофер: Жакшы калгыла.

Келин: Жолуңар шыдыр болсун!

21-бөлүм

Кайынене: Кызым, адамдын башына эмнелер гана келбейт. Өз башыңа келген тагдырды чын ниетиң менен кабыл алсаң, ал тагдыр кийинчирээк өз мээримин толугу менен төгүп берет. Бул Сагындын ата-бабаларынан калган белек, мурас. Булар канча жыл, канча кылым карытты билбейм. Мен жаңы келин болуп келгенде кайыненем мага тапшырды эле. Кудай буюрса, өз кезеги келгенде сен дагы өз келиниңе, өз колуң менен тапшырасың.

22-бөлүм

Кайынене: Асема, кел мобуну үстүңө кийип алчы. Тоодо суук болот. Үшүйсүң.

Киши : Ме, мобуну ала кеткиле.

Келиндин күйөөсү: Ийи.

Келин: Ай, мобу төшөктү тетигинин кырына салып койчу. Белибизге жылуу-жумшак болсун.

Келиндин күйөөсү: Ыя, де! Момундай эле салып берем, жетесиң.

Кайынене: Жүрү, жүрөгой.

Келин: Ой, салып койсоң эчтеке деле болбойсуң андан! Салсаң!

Келиндин күйөөсү: Койчу, ай!

Келин: Ой, салсаң!

Келиндин күйөөсү: Койчу, ай! Чыкпайсыңбы андан көрө!

Келин: Болуптур анда, жакшы тургула. Биз бат эле келип калабыз.

Кайынене: Кел, кабинага кир.

Келиндин күйөөсү: Эй, жаан жаганы жатат, омей!

Келин: Азыр, азыр.

Кайынене: Үшүйсүң үстүнөн. Үшүйсүң!

Асема: Жок, биякка отурам.

Кайынене: Асема!

Келин: Тиги төшөктү тиги кырга салып койсоң бирдеме болосуңбу?

Келиндин күйөөсү: Эчтеке болбойсуң. Жетесиңер мындай эле. Чык кел. Келе колуңду. Апей, сен биякка отурасыңбы? Эй, кое тур анда, мобуну кичине кырыңа салып берейин. Белиң жылуу-жумшак барсын. Отурагой, кел.

Келин: Ай, кел ай колуман тартып койчу.

Келиндин күйөөсү: Чыкчы ай өзүң эле!

Келин: Ой, чыкса чыгам, ай! Сенден качан жакшылык болчу эле. Итирейген! Мейлиңиздер. Биздин үйгө көз салып коюп тургула. Биз кайра келип калабыз. Жакшы тургула. Мейлиңиз,э!

23-бөлүм

Сагын: Кош, кош!

Тамара: Сагын, сарсанаа болбой эле кой. Убагында сугарып, убагында туз салып жаттык.

Сагын: Чоң рахмат.

Тамара: Эч нерсе эмес.

Шамбет: Атаңдын көрү, атака өй!

Тамара: Акыр аягы тойгон экен!

Шамбет: Бул экөөнү карап кой! Жыргап гана өз оокаттарын кылып жатканын. Эй, бала! Атаңдын озун урайын ! Карап кой, чү! Мен эмне сага малай белем, ыя? Сенин коюуңду мен багайын, ээ? Убагында суусун берип, сугарайын, ээ?!

Тамара: Ай…!

Шамбет: Убагынан кеч калтырбай, туз берейин ээ! А сен болсо жаш катын алып гана жыргап жат, ээ? Эй бала, сен эмне мени тоюуңа чакырбайсың, ыя?

Тамара: Ай, сен эмне болуп жатасың, ыя? Тоюна чакырбады беле. Өзүң барбай койбодуңбу! Ой, кокуй ай! Өлтүрдү, өлтүрдү эл-журт!

Шамбет: Эй, качан чакырды эле?

Тамара: О, кокуй өлтүрдү эл-журт!

Шамбет: Качан чакырды эле? Ой, чакырса барбайт белем, ыя? Ой, “чакырган жерден калба” деген сөз бар, аны билесиңби? Мен эч убакта калып көргөн эмесмин, андай жерден. Чакырса барбайт белем. Атаңдын озун урайын !

Тамара: Сагын, буга көңүл бөлбөй эле кой! Көрүп жатпайсыңбы кебетесин. Андан көрө үйгө кирип чай ич, андан көрө.

Шамбет: Оомий десе! Энеңди десе…! Өлүп каласың азыр! Жап жаагыңды! Жаман катын десе! Чай ичип кет деп коет. Кыйын болуп калгансыңбы, ыя? Чай ич деп деле. Үйдүн кожоюуну менби же сенби, ыя?! Эй, бала. Мен айткандан кийин чай ичип кет, үйгө кирип.

Сагын: Рахмат, Шамбет байке.

Шамбет: Каякка басасың? Түшө тур! Чай ичип кет мен айтып жаткандан кийин! Давай, бол!

Тамара: Сагын буга көңүл бөлбөй эле кой. Бул ичип алса эле ушинтет, бул акмак. Көңүл бурбай эле кой. Андан көрөкчө, үйгө кирип чай ичип чыкпайсыңбы?

Шамбет: Эй, катын сен эмне деп былжырап жатасың,ыя?

Тамара: Эмне деп былжырап жатыптырмын? Эмне деп былжырап жатыптырмын, ыя?

Сагын: Кош,кош.

Тамара: Сенин азабыңды көрдүм. Башыңды жеп калгыр десе!

Шамбет: Кое тур, кое тур!

Тамара: Токто, токто, токто акмак!

Шамбет: Кош, кош дейм. Эй, катын… Токто мурдум канап кетти.

Тамара: Качанга чейин, ыя? Качанга чейин? Бери кел, башыңды жеп кал десе. Ме сага, ме сага!

Шамбет: Эжеке, эжеке!

Тамара: Башыңды жеп кал десе!

Шамбет: Экинчи ичпейм, экинчи ичпейм!

Тамара: Ме сага, ме сага! Ичесиңби? Ичесиңби деп жатам?

Сагын: Болуптур, Шамбет байке.

Экөө: Ыя, Сагын үйгө кирип чай ичип кет!

Сагын: Рахмат ичтим.

Шамбет: Сагын, чай ичип кет!

24-бөлүм

Сагын: Кош, кош. Кош кош. Кош кош. Кош кош.

Келиндин күйөөсү: Эй, ушу шымымдын резинкасы… Шымым шыпырылат. Жеңең бир колунун кырынан көк ийнени түрткөндү билбейт. Келегой. Чебеле, чебеле! Түш түш абайла! Ох…!

Келин: Кел ай, мени да түшүрүп койчу?

Келиндин күйөөсү: Кое турчу. Мен өзүм араң чыгып жатса. Түш, түшүп кет. Эчтеке болбойсуң карма!

Келин: Ай, белим такыр болбой калыптыр!

Келиндин күйөөсү: Ай, эчтеке болбойсуң. Бол эй! Бол бол, кыбырабай!

Келин: Болбогондо эмне кылып жатам? Жатып алдым деп жатасыңбы?

Келиндин күйөөсү: Ме, көтөр!

Келин: Ай, белим түшүп калды. Калганын өзүңөр көтөргүлөчү.

Келиндин күйөөсү: Ай койчу ай, койчу ай!

Кайынене: Көрдүңбү кызым. Ушул жердин ар бир ташы, суусуна чейин касиеттүү. Раматылык кайынатаң-экөөбүздүн жаштыгыбыз, өмүрүбүздүн бары ушул жерде болду. Ушул жерде колхоздун малын бакчыбыз. Кийин менчиктештирүү башталганда өзүбүзгө өлчөмдүү мал менен ушул жерде калдык. Бул жер, Сагындын ата-бабасынан калган жайыт. Эми бул сенин да жериң. Сый менен мамиле кылсаң колдоосунан кур калтырбайт, кызым. Жүр, эми тамак- ашыңарды көрсөтүп берейин.

Келин: Элдин эркектериндей болуп, бир чай-пай кое бербейсиңби.

Келиндин күйөөсү: Мечи-мечи наалыбай! Чайың эми араң кайнап калса дагы. Ох ий, мунуңар оор турбайбы!

Келин: Ий, сага жаман болбодубу!

25-бөлүм

Жубай: Тамакка кара.

Суранов: Сен тамагыңды ичип алып, үйүңө жөө эле кет.

Милиционер: Машине менен эле кетейинчи.

Суранов: Жанаа кайда житип кеттиң?

Милиционер: СТОго барбадымбы ( орусча Станция Технического Обслуживания)

Суранов: Эмнеге?

Милиционер: Жанагы карбиратордун эки трубкасы бар го…

Суранов: Ай…

Милиционер: …эки шланги кирген…

Суранов: Сен көп шылтооңду коюп, токтотуп кой дедимби, бүттү!

Милиционер: Мейли.

Жубай: Караңгыда алыс го.

Суранов: Эчтеке болбойт, жетет. Эй, эмне болуп кетти?

Милиционер: Ысык экен.

Суранов: Кудай урган турбайбы!

Милиционер: Мен ачып келе калайынчы.

Жубай: Дагы ким болуп кетти?

Шофер: Салам алейкум, Мамбет агай.

Суранов: Валейку салам.

Шофер: Тамагыңыз таттуу болсун.

Суранов: Рахмат. Кел жогору өт.

Жубай: Өйдө өт.

Суранов: И, эмне болду?

Шофер: Сүйүнчү, Мамбет агай!

Суранов: Оо, болсун!

Шофер: Жумаш абамдын баласы үйлөнүп жатты эле, шаарлык кызга.

Жубай: Тамакка кара.

Суранов: Ий, кут болсун. Шаардык кыз Сагынга турмушка чыгып жатса, анда кичине ненормальный неме го?

Шофер: Напнормальный эле. Сулуу дагы экен.

Суранов: А мен эмне кылышым керек?

Шофер: Сизди туугандар ачуу басарга барып берсе деп…

Суранов: А, түшүнүктүү. Дагы ала качып алган турбайсыңарбы!

26-бөлүм

Апа: Баратам, баратам.

Үн: Саламатсыңарбы. Жакшысызбы.

Суранов: Абылкасымдын үйү ушулбу?

Апа: Ооба.

Үн: Кулдугубуз бар, кулдугубуз бар.

Апа: Мына айтпадым беле! Кызыбыз күйөөгө кетип калыптыр деп. Кудалар келишиптир.

Ата: Жөн турчу, ай! Каяктагы кудалар?

Үн: Кулдугубуз бар, кулдугубуз бар.

Ата: Түй ата! Чын эле кудалар келген го. Ушунун баарына сен күнөөлүүсүң!

Апа: Ай, а эмне үчүн мен, ыя?!

Ата: Карабайт белең кызыңды, тарбиялабайт белең, көз салбайт белең кызыңа!

Апа: Кыз жалгыз меники беле, ыя? Сенин да кызың!

Ата: Ээк, жөн турчу эй! Эми эмне кылабыз?

Апа: Сен мындайда кыйын элең го. Эмне кылышты билбей калдыңбы?

Ата: Эмнеге билбейт экенмин, билем!

Үн: Кулдугубуз бар, кулдугубуз бар.

Ата: Давай киргиле! Алейку салам.

Киши 1: Саламатсыз.

Апа: Ий, ушу акмак!

Ата: Алейку салам.

Киши 2: Салам алейкум.

Ата: Алейку салам.

Киши 3: Саламатсыз.

Ата: Бутуңарды мобу жерге чечип киргиле. Кел.

Киши 4: Алейку салам.

Ата: Кир кир давай! Эй…

Апа: Турчу нары!

Ата: Эй…

Апа: Кызыңдан кутула албай жаткансып. Эмне дароо эле киргизип жибердиң, ыя?

Ата: Ой…

27-бөлүм

Ата: Мен ушул убакка чейин, уулум жок деп эч наалыган эмесмин. Ушундай. Мен эми, Мураттай уулдуу болуп отурам. Анткени, мен демократический прдедрассудкасы жок адамын, во!

Суранов: Сагын. Сагын.

Ата: Ыя?

Суранов: Биздин баланы сиз улам Мурат деп жатасыз.

Ата: Сагынбы? Муратпы? Айырмасы кайсы? Экөө бактылуу болсо болду, куда! Келгиле экөө үчүн алып койбойлубу. Алгыла, давайте!

Киши: *Горько!

Апа: Куда, эми балдарыбыз качан келишет? Бул жактан биз жакшы жумуш сүйлөшүп коет элек.

Куда: Ийе, айланайын. Тоодон малдан колу бошобосо биякта суутуп коюптурбу? Мына, биздин Сагындын тиякта татынакай мал-жаны бар, оокат тиричилиги бар. Абыке, Абыке сен мени кечирип кой, сиз да кечирип коюуңуз. Мына азыркы жаштар, бүт шаарга качып жатышат. А тиякта жер айдалбай калды.

Ата: Стоп!

Куда: Ой,жайыттын баары ээн калды.

Ата: Стоп! Ошондо, мен эмне кызымды жакында көрө албайымбы?

Апа: Эмне болуп жатасың? Укпадыңбы, тоого чыгып кетишиптир. Келишпейт экен эми!

Киши: Горько!

Үн 1: Ий, батыраак. Көрүшкөнчө, насчастье!

Үн 2: Жолуңар ачык болсун. Жолуңар болсун ай! Давайте!

28-бөлүм

Сагын: Кош, кош!

Асема: Француз духиси го? Комузуңбу? Комуз чертесиңби?

Сагын: Ийи, атам үйрөткөн.

Асема: Чертип берчи.

Сагын: ” Боз салкын, арча суунун тумары,

Ай, ий. Айлана тынчтыктан кубарып.

Көкөлөйт эргиген жүрөгүм,

Көктөмү эңсеткен чүрөгү.

Ай, ий. Көкөлөп…”

Асема: Черте бербейсиңби?

Сагын: Карышкыр. Эй! Карышкыр жарып кеткен козуну жеткирип салбасам төлөп калабыз.

Асема: Мен өзүм жалгыз каламбы? Карышкыр кайра келсечи?

Сагын: Мылтык атканды билесиңби?

Асема: Жок.

Сагын: Мына бул жагынан окту саласың. Түшүндүңбү?

Асема: Ийи.

Сагын: Койлорду Балтек карап турат.

Асема: Эртерээк кел.

Сагын: Ылдам эле келем. Түндө козуңарды карышкыр жарып кетти.

29-бөлүм

Шамбет: Жер төшөктү ушундай менен көктөйбү, эй?

Сатуучу: Ооба.

Шамбет: Үзүлүп калбайбы?

Сатуучу: Жок, бышык.

Шамбет: Самопал эмеспи?

Сатуучу: Жок, российский.

Шамбет: Эй, точно ушулбу?

Сатуучу: Ушул, ушул. Айылдын катындары бүт эле ушуну алып жатпайбы.

Сагын: Салам алейкум

Шамбет: Билбейм. Башка жибин алып алып да, дагы анан… А, алейку вассалам. Как молодая жена?

Сатуучу: Эмне Сагын?

Сагын: Француз атыры жок бекен?

Сатуучу: Бар. Мына.

Сагын: Чын эле француздукубу?

Сатуучу: Анан эмне. Мына…

Сагын: Мунуңуз канча турат?

Сатуучу: 50 сом.

Сагын: Мындан кымбатыраагы жокпу?

Сатуучу: Мындан кымбатыраагы өтпөйт да.

Сагын: Мейлиңиз.

Шамбет: А, мейли. Жолугабыз да анан.

Сатуучу: Болуптур.

Шамбет: Эй, бул эмне алып кетти, ыя?

Сатуучу: Аялдардын эрмеги.

Шамбет: Эрмеги?

Сатуучу: Аялдар себинип алганда, алкымынан өпкөндө жыттуу болот.

Шамбет: Ээ? Барбы?

Сатуучу: Бар.

Шамбет: Келе. Дагы барбы?

Сатуучу: Бар.

Шамбет: Алып кел!

30-бөлүм

Үн 1: Машиненин алдына кире турган, астында тешик болот турбайбы- майы кирген жер. Ошо май чыккан эки шлангисинин бирөөсү тешилип калыптыр. Ошону тешип… Карап отурбадымбы даярдап.

Мурат: Сагын. Сагын. Сагын. Эй, Сагын! Шамбет байке, атыңарды бир саатка берип тургулачы.

Шамбет: Ай, атты эмне кыласың, айланайын? Жеңең деген жер төшөк көктөйм деп, жип алып кел деп жиберген. Азыр жеткирип бербесем жеңең өтүмдү алат.

31-бөлүм

Мурат: Сагын. Сагын. Куш бооңор бек болсун.

Сагын: Айтканың келсин. Мен шашып бара жаттым эле.

Мурат: Түшүнүктүү да. Шаша турган жериң бар. Бирок, ошентсе дагы экөөбүздүн ортобуздагы нерселерди бүтүрүп койгонубуз оң го?

Сагын: Угуп жатам.

Мурат: Жүр, кафеге кирип чыгалы. Рахмат эже.

Эже: Эч нерсе эмес.

Мурат: Асема кандай жүрөт?

Сагын: Сага салам айттырган чыгар.

Мурат: Ха, кызык тамаша. Сен шаардык кызга үйлөнүп калдың ээ?

Сагын: Айтып бүттүңбү? Асема тоодо жалгыз калды. Мен баари бир ичпейм.

Мурат: Асема жөнүндө кеп кылгың келбесе, Бурма экөөбүздүн бактыбыз үчүн ичип койбойсуңбу?

Сагын: Бурма экөөбүз…?

Мурат: Уга элексиңби? Бурма экөөбүз баш кошуп алганбыз.

Сагын: Кандайча?

Мурат: Уят болбоюун дедим. Анын үстүнө Бурма экөөбүздүн мамилебиз да жакшы.

Сагын: Анда эмесе бактылуу болгула!

32-бөлүм

Асема: Балтек, Балтек! Киргиле биякка! Бол. Бол тез! Тур киргиле биякка, бол!

Эй, каякка? Биякка киргиле бол!

Сагын: Экөөбүз түбөлүккө жан доспуз.

Мурат: Доспуз. Сен меникине…

Сагын: Кармабайсыңбы, эй!

Мурат: Сен азыр Бурма экөөбүздүн колубуздан тамак ичесиң!

Сагын: Жок. Тоодо Асема жалгыз калды. Тоого барабыз, чай ичебиз.

Мурат: Мени ук. Мени ук Сагын. Сен мени укпай элесиң, эй!

Сагын: Эй, бул менин атым да?

Мурат: Айырмасы канча? Сенин атың, менин атым. Сенин катының, менин катыным.

Сагын: Сенин атың, сенин атың. Менин катыным, менин катыным. Кармап тур мобуну.

Мурат: Азыр атты ким биринчи минсе, ат ошонуку, уктуңбу? Болуптур. Асемага салам айтып кой!

Сагын: Эй…!

33-бөлүм

Мурат: Ой, Асема.

Асема: Эмне келдиң? Эмнеге келдиң?

Мурат: Өзүм да билбейм.

Асема: Азыр Сагын келет. Кетип эле калчы.

Мурат: Сагын? А, Сагын экөөбүз көп ичип коюп, атыбыз алмашып кеткен турбайбы.

Асема: Сагын кайда?

Мурат: Асема. Асема.

Асема: Мурат жолобо мага.

Мурат: Асема…

Асема: Азыр атып салам!

Мурат: Асема, атып салчы мени, атып салчы мени. Асема кечир мени. Асема мен сени сүйөм. Мен сенсиз кантип жашайм? Асема. Асема. Асема.

34-бөлүм

Шамбет: Атаңдын озун урайын . Жөө темселеп тетиги жактан бери келатканымды айт.

Эй… Эми тиги, жанагы катын да аңкылдайт турбайбы, ичип келдиң деп. Же бир мен ичип жыргап койсомчу, айланайын. “Ичесиң, ичесиң” эле деп. Эми дагы өпкөмдү дагы жулат турбайбы. Атаңдын осурайындын катыны. Ушу катындан коркуп жүрүп өтмөй болдум ушул жарык дүйнөдөн. Эй, Сагын…? Сагын атың кана?

Тамара: Ай, Шамбет!

Шамбет: Менин атым кайда?

Тамара: Ай, Шамбет! Ай, Шамбет!

Шамбет: Ай, Тамара… Мына мен келдим. Жер көктөйм. Амей, жер төшөк көктөй турган жибиңди алып келдим. Француз атырынан бешти алдым, атасынын көрү, ие! Мына азыр… Эй, Сагын? Атым? Неме, жибим… Неме, азыр Тама. Сагын!

Тамара: Так сениби! Сениби, сени!

Мурат: Асема кечирип кой мени. Сагынга мен барын түшүндүрөм, ортобузда эчтеке болбогонун айтам.

Сагын: Муну апам берип жиберди. Бул сага менден.

Boz Salkın

1.bölüm

Baba: Ey, benim makalelerim nerede?

Anne: Yine bir şeylerini mi kaybettin?

Baba: Ben sabahleyin o daktilonun üzerine koymuştum ya! Evde ikimizden başka hiç kimse yok. Nerede acaba?!

Anne: Of! Bu kâğıtlar mıydı?

Baba: Allah, Allah! ( of, e!)

Anne: O köhne daktiloyu bırakıp, şu kızının bilgisayarında çalışsan olmaz mı?

Baba: Ey, bilgisayarda virus denen bir şey var. O virus girerse bütün çalışmalarım boşa gider. Olur mu olur!

Anne: Kızın sana erkek arkadaşı hakkında bir şeyler söylemiş miydi?

Baba: Meşgul etme beni! Hangi erkek arkadaşı? Yine ne haltlar karıştırdınız?

Anne: Artık kızın yetişkin bir kız oldu. O erkek arkadaşını bizimle tanıştırmayı düşünüyor.

Baba: Benden habersiz yine neler çeviriyorsunuz?

Anne: Sen benimle evlendiğinde kaç yaşındaydın biliyor musun? Sen önce onu iyi bir öğren de!

Baba: Sen o zamanı bu zaman ile karşılaştırma. O zaman sosyalizm zamanı idi.

Bizi devlet kolluyor ve bakıyordu.

Anne: Yeter! (e!)

2.bölüm

Asema: Haydi gir.

Murat: Hayır.

Asema: Haydi girelim!

Murat: Hayır, sen girsene.

Asema: Nasılsınız?

Anne: Yahu kızım, bu kılık kıyafetinle işe nasıl gittin?

Asema: Ben işimden izin aldım, köye gidiyorum. Arkadaşım ile dinlenmek istiyorum.

Baba: İşinden izin alarak mı? Hangi köye? Hangi arkadaşın ile?

Anne: İşinden izin alarak, bir köye, arkadaşıyla dinlenmeye gidiyormuş. Anlamıyor musun?

Asema: Bıraksana anne! Yeter be, ne diyorsunuz? İşimden bıktım artık. Alacak verecek ile kredilerden midem bulanıyor.

Baba: Ama niçin köye? Yoksa erkek arkadaşın çirkin mi?

Asem: Çirkin?

Ya sen? Annem ile evlendiğinde sen kendin çirkin değil miydin?

Anne: Baban ile nasıl böyle konuşursun?

Asema: Kendisi başladı. Sen de gördün.

Anne: Kızım, köyün geleneklerinin nasıl olduğunu hiç bilmiyorsun. Bugün arkadaşınla oraya gidersen, yarın başına başörtüsünü bağlarlar, zorla evlendirirler. İşte o zaman görürüm senin tatilini!

Asema: Bırak anne, ya! Biz Murat ikimiz çoktan beri arkadaşız.

Sonbaharda dağlardan koyunlar indiğinde evlenmeye karar verdik.

Baba: Öyle ise, erkek arkadaşını bizimle daha önce niçin tanıştırmıyorsun?

Asema: Tamam bir dakika.

Gel, gel gel. Ayakkabılarını buraya çıkar.

Murat: Acele etme bir saniye.

Asema: Çabuk, çabuk.

Asema: İşte Murat. Annem, babam.

Murat: Esselamü aleyküm.

Baba: Ve aleyküm selam

Murat: Merhabalar.

Anne: Demek, bizim kızımızla evlenmek istiyorsun?

Murat: Evet, h-hayır. Şimdi değil. Daha sonra, iş bulduktan sonra.

Anne: Ben köylüleri çok iyi bilirim. Böyle der sonra kızı kaçırıp gidersiniz.

Murat: Yok, lütfen kötü düşünmeyin. Ben de kız kaçırma geleneğinden hoşlanmıyorum. Asema’yı ailem ile tanıştırmak istiyordum. Ayrıca, köyümüz, gölümüz, dağlarımız çok güzeldir. Onları da Asema’ya göstermek istiyordum.

Baba: Peki öyle osun, bakalım delikanlı. Eğer kızımızı kaçırmaya niyetin varsa…

Asema: Biz gidiyoruz.

Murat: Hoşça kalınız.

Baba: Hey, çocuklar gitti yahu.

Anne: A-a! Şey, hiç olmazsa yola çıkarken birşeyler yiyip çıksaydınız.

Baba: Allah Allah!

Anne: Allah Allah!

3.bölüm

Suranov: Komiser, binbaşı Suranov. Lütfen ehliyetiniz.

Murat: İyi günler. Ben Baytur’un oğlu Murat’ım.

Suranov: Ha, Baytur’un mu? Ha ha. Ben seni küçüklüğünden beri biliyorum.

Murat: Bu Asema, benim sevgilim.

Suranov: Hey, düğüne davet etmeyi unutma! Ha ha!

Murat: İnşallah sonbaharda Mambet ağabey.

Suranov: Tamam, gidiyoruz. Babana benden selam söyle.

Murat: Tamam.

4.bölüm

Anara: Sırt çantası sırtında, kılıcı ise belinde. O savaştan dönüyor. Yoldayken onu cadı karşılıyor. Cadının alt dudakları göğsüne kadar uzanıyor. “İyi yolculuklar olsun” dedi o. “Kılıcın alaymış, sırt çantan da büyükmüş!”

Teyze: Kızım, sen şehirde okuyacağım diye ısrar ediyorsun, bu çok iyi.

Fakat, anne baban yok hem de şehirde de yakın akrabalarımız yok.

Benim iki kuruş emekli maaşımla mı okumak istiyorsun?

Sagın iyi delikanlı. Varlıklı aile. Annesiyle elin hayvanlarını besliyor ve iyi kazanıp güzel bir hayat yaşıyorlar.

Sagın ikiniz evlenip yuva kurarsanız, belki sonra üniversiteyi kazanırsın.

Bu sayede bizim koyunlarımıza da bedava bakılmış olurdu

Ay, Sagın geldi. Çabuk kalk, karşıla.

5.bölüm

Barçın: Murat ağabey.

Anne, anne Murat ağabeyciğim geldi.

Murat ağabeyciğim!

Murat: Büyümüşsün sen.

Barçın: Haydi.

Anne: Vay allah, telefon etseydin karşılardık seni. Yavrum benim, gel.

Murat: Nasılsınız anne?

Baba: Ha, oğlum gelmiş, oğlum.

Murat: Sağlık sıhatiniz nasıl? Nasılsınız baba?

Baba: Nasılsın oğlum?

Anne: Yavrum, zayıflamışsın. Haydi eve girelim. Haydi

Murat: Bir dakika.

Baba: Giriniz, giriniz!

Anne: Haydi içeriye.

Murat: Bu Asema. Size daha telefonda bahsetmiştim.

Anne: Gel canım, hoş geldin.

Ben… Ben… Ben niye çene çalıyorum?

Baba: Niye duruyorsun?

Anne: Bir dakika canım, ben hemen gelirim

Baba: Çabuk ol. Canım evladım. Bir saniye.

Anne: Gel canım. Atalarımızın ruhları korusun. Mutlu ve mesut olun. Tükür.

Baba: Evet öyle yapınız.

Anne: Kötü söz ve kötü gözlerden Allah sizi korusun. Allah uzun ömürler versin.

Şey ne duruyorsunuz. Haydi girin eve.

Baba: Giriniz.

Anne: Giriniz canlarım. Giriniz eve. Gel canım, haydi içeriye. Şey Barçın buraya gelsene.

Ayganış ile Darika’yı çağır ve hemen buraya gelsinler. Murat gelin getirdi diye söyle. Çabuk ol, çabuk!

Barçın: Tamam Ayganış abla!

6.bölüm

Teyze: Bu arada siz çay içedurun acele etmeden. Ben dışarıya çıkıp hayvanlara bakıp geleyim.

Ah vah…!

Sagın: Ay…!

7.bölüm

Anne: Çay içiniz, sofraya buyur kızım.

Baba: Al al kızım, buyur. İşte böyle kızım. Biz köylüler biraz kültürden geri kalmışız.

Evet…(öyle…)

Anne: Ağzına geleni söylemesene!

Kızım, bu köyün en kültürlü insanları biziz. Hatta, daima et için bıçak ve çatal kullanıyoruz.

Murat: Ha, sahi unutmuşum. Hepinize hediye getirmiştim.

Anne: Hediye mi diyorsun. Hani, getirsene hediyelerini görelim, canım benim. Çay içiniz, buyurunuz.

Hanım 1: Canım benim geldin mi?

Hanım 2: Gel canım.

Murat: Nasılsınız?

Anne: İçiniz canlarım.

Hanım 1: İyi misin?

Murat: Anne size gelmişler.

Anne: Bana mı? Şimdi.

Baba: Sen otur. Bir dakika.

Ses: İyi iyi. Gördük gördük.

Anne: Biliyor musunuz? Öncede söylüyordu sonbaharda geleceğiz diye. Ama oğlum şimdi getirmiş.

Ses: Tamam olsun. Çok iyi olmuş.

Anne: Biz de öyle düşünüyoruz.

Ses: Sonbahara kadar mı bekleyeceksiniz? Sonra başka birisi kaçırmasın da!

Anne: Şey köy işinde ikiniz de iyi biliyorsunuz gelin oturtmayı. O nedenle çağırmıştım sizi.

Ses: Sağ ol yenge çağırdınız için.

Anne: Ben başörtüsünü getireyim.

Ses: İyi ki gelin kendisi gelmiş.

Ses: Perdesi nerede?

Ses 1: Siz ağabey burada kalın lütfen.

Ses 2: Evet, siz girmeyin.

Ses: Başörtüsünü ben takayım. Tamam haydi gidelim.

Hanım 1: Ya şekerim. Senin ahu gibi gözlerine kurban olayım. Allah bir yastıkta kocatsın yavrum. Beyaz yazma başında bahtı açık gelinlerden ol.

Hanım 2: Talihli şanslı kızmışsın.

Hanım 1: Aman başörtüsü koyulduğunda hiç alınmaz. Kızım, hepimiz koca evine böyle geldik. Utanma canım.

Hanım 2:Başörtüsü çıkarılmaz bir tanem.

Hanım 1:Varlıklı yere geldin kızım. Güzel aile ocağına geldin ve güzel gelin ol kızım.

Asema: Yok, bunun gereği yok.

Anne: Benim bir tanem. Baksana bembeyaz başörtüsü sana çok güzel yakıştı.

Sen benin ilk gelinimsin, canım.

Hanım 2: Vay vay, baksana başörtüsüne. Çok çok yakışıyor.

Anne: Mutluluklar dilerim kızım.

Hanım 1: Bahtın açık olsun!

Murat: Eşikte niçin duruyorsun? Girsene!

Anne: Mutluluklar dileriz. Oğlum ile el ele diz dize bir ömür boyu beraber olun. Bir tanem.

Murat: Ey, ey! Ne yapıyorsunuz, anne? Haydi yürü gittik!

Anne: Yao, Murat… Başörtüsünü eline mi aldın?!

8.bölüm

Murat: Sen ona üzülme. Onlar biraz farklı gelenekleriyle yaşayıp, alışmış artık. Zaman geçtikçe sen onları beğenmeye başlarsın.

Asema: Ama gerçekten ben onları çok beğendim. Gelin başörtüsünü bile örtündüm.mEğer sen biraz geç gelsen bile, ben o kadar karşılık vermezdim.

Murat: İşte orada bizim arkadaşlar. Yürü. Nasılsın?

Bakıt: Nasılsın Murat?

Kapar: Hey nasılsın kardeş.

Murat: İyiyim. Nasılsın Sagın?

Sagın: İyiyim, ya sen.

Kapar: Nasılsın şehirli?

Murat: İyiyim.

Bakıt: Uzun zamandır ortalıktan kayboldun.

Murat: Kendimi sizlere özlettirmek istedim. Ha, bu Asema. Tanışınız lütfen.

Kapar: Kapar.

Bakıt: Bakıt.

Sagın: Sagın.

Burma: Ne yani, benimle selamlaşmak yok mu?

Murat: Affet Burma. Seni farketmemişim.

Burma: Son zamanlarda bizi farketmek zor geliyor galiba.

Sagın: Lütfen, buraya geçiniz.

Murat: Tanışınız. Asema… Burma…

Burma : Affedersiniz. Patatesin hazır oldu mu, artık?

Kapar: Çiğ olsa da yer misin?

Burma: Getir, olur. Pişmemiş patates göze çok faydalıymış.

Murat: Sagın, az önce senin evleneceğini duydum.

Bakıt: Doğru, yarın evlenecek ve hemen dağlara geri dönecek. Fakat bu sefer hanımıyla beraber.

Murat: Acaba, kiminle evlenecek?

Bakıt: Anara ile. Ama o zavallı bunu hiç bilmiyormuş.

Sagın: Şu çeneni kapa!

Bakıt: Niye susayım? Bence kendisi de şimdi öğrendi.

Sagın: Ne diyorsun sen?!

Bakıt: Ne diyorum lan!

Murat: Yeter kavga etmeyin! Durun arkadaşlar!

Kapar: Kavga etmeyiniz!

Burma: Lütfen, kavgayı bırakınız.

Bakıt: Ben gerçeği söylüyorum.

Murat: Haydi arkadaşlar bırakın.

Kapar: Bırakın arkadaşlar!

Murat: Bakıt otur.

Sagın: Kapar gider misin? Yarın görüşürüz.

Murat: Ey, Sagın gidecek misin sen ya?

Burma: Gitmeyin arkadaşlar.

Kapar: Peki, o zaman arkadaşlar ben de gideyim. Yarın hepinizi doğum günüme davet ediyorum.

Murat: Senin doğum gününe mi yada Sagın’ın düğününe mi gideceğiz?

Kapar: Herşeyi o biliyor. Tamam görüşürüz.

Bakıt: Anara’yı kaçırmak için Kapar’ın doğum gününü organize etmiştik. Biz de yardım edecektik. Ama o darılmış galiba . Artık bizi çağırmayabilir.

Asema: İlginç, insanlar sevgisiz nasıl yaşayabilirler.

Burma: Ha, birbirlerini çok severek evlenenler de boşanıyorlar. Sevgi mevgi, olmayan bir masal!

Bakıt: Burma. Burma ne zamana kadar kendi kendine eziyet edeceksin, Burma? Lütfen unut Murat’ı Burma. Kendin de gördün, şehirden başka bir kızı bulmuş, Burma!

Burma: Rica ederim Bakıt. Beni kendi halime bırak!

Bakıt: Burma!

9.bölüm

Barçın: Müzik setim var. Çeşit oyuncaklarım var. Buraya giriniz. Siz burada uyuyacaksınız. Giysilerinizi buraya koyunuz.

Müzik dinler misiniz?

Asema: Hayır.

Barçın: Bilgisayarda oynar mısınız?

Asema: Hayır istemiyorum

Barçın: Bir şey getireyim mi?

Asema: Yok, teşekkür ederim.

Barçın: Peki, tamam. Vay vay! İyi geceler.

10.bölüm

Burma: Murat…

Murat: Kim o? Burma sen misin?

Burma: Benim. Tanımıyor musun?

Murat: Burma, ben sana karşı çok suçluyum. Ama bir çok şey değişti. Artık geriye dönüş yok. Beni affet.

Burma: Ben seni suçlamıyorum. Seninle vedalaşmak için geldim.

Korkma, sana bir şey diyecek değilim.

11.bölüm

Gelin kocası : Doldursana çayı ya!

Gelin: Peşinden atlı mı geliyor acelen ne? Şimdi dökerim bekle!

Gelin kocası: Ben o fincanı sana uzatalı çok zaman oldu.

Gelin: Patlama, döküyorum ya! Ne oluyorsun?

Anne: E, kavga etmeyin.

Gelin kocası : Ver şu çayı. Normal bir çay ver ya!

Gelin: Al al çayını! Zıkkımın kökünü iç!

Anne: Aman, yeter artık. Problemlerinizi evinize gidip çözün!

Sizi çağırmamın sebebi, dağlara gidemem. Ve Sagın’ı evlendirmeye karar verdik.

Hanım: İyi iyi.

Anne: Kızın adı Anara. O kız yetimdir. Teyzesinin ellerinde büyüdü. Düğün konusunda anlaştık. Kavga ve münakaşa çıkacak diye hiç tedirgin olmayın, düşünmeyin.

İki gencin bir birlerini daha iyice tanımak için ikisini buluşturmayı da düşünüyorduk. Ama ne çare ki, olamadı. İşin iyi tarafı kızın da Sagın ile evlenmeye gönlü varmış.

Hanım: Mükkemel olmuş, yenge! Niye kavga çıksın? İyi bir aileye gelin olarak geliyorsa. Bizim Sagın gibi oğlumuzu nereden bulacak ?

Anne: Evet, çok doğru söylüyorsun.

Kapar doğum günü hazırlıkları bitti mi?

Kapar: Hepsini davet ettim.

Anne: Aferin.

Kapar: Anara da gelecek.

Hanım: Çok iyi olmuş. En önemlisi, siz gelini kaçırın. Diğer işleri biz hallederiz.

Kapar: Tamam.

Anne: Anara’yı nasıl kaçıracaksınız? Nasıl bir planınız var?

Kapar: Evet ablacığım konuştuk. Yalnız ağabeyimin arabası hazır olsun.

Anne: Şey, sen arabanı tamir ettin değil mi?

Şöfor: Evet yenge. Evet evet.

Hanım: Şey Kudaş, iyisi mi siz arkadaşlarını yanına alıp kızı kaçıracak olan yere gidip her şeyi ayarlayın, olur mu. Haydi.

Şoför: Tamam tamam .

Hanım: Haydi erkenden çay, yemek işini halledip yola koyulun.

Anne: Şey sakın, elinize yüzünüze bulaştırmayın.

Hanım: Şey Kudaş biliyorsun değil mi?

Şoför: Biliyorum biliyorum.

Gelin: Ey, kalksana yukarı. Kütük gibi oturma öyle! Ona yol versene!

Hanım: Fesüphanallah!

Gelin kocası : Vay, sen artık çayı rahat içirer misin?

Gelin: Of, mazur gör. Sonra rahat rahat içersin!

Gelin kocası : Ey, kalkarım şimdi. Kalkarım.

Gelin: Kalk artık!

Hanım: Yo, bitti artık bitti!

Gelin kocası : Hay anasını!

Gelin: Şimdi ise otur. Patlayıncaya kadar çay iç!

Gelin kocası : Ve sen de ona fırsat ver ya!

Gelin: Of, yandım yandım. Çay içip çık çık!

Anne: Artık bırakacak mısınız ya! Allahım keşke çağırmasaydım.

Gelin kocası: Al içtim işte. Ellerine sağlık!

Gelin: Afiyet olsun.

Anne: Başımı yediler bunlar!

12.bölüm

Kapar: Ben Anara’yı: « Teyzen çok hastalanmış» bahanesiyle dışarıya çağırırım.

Bu yolu ve köprüyü görüyor musunuz? O köprüden geçip geleceğiz. Evi de uzak.

Demek o sizi görür görmez eve götürmesini rica eder. Arabaya oturur oturmaz hemen çalarız.

Söylediklerimi anladınız mı?

Şöfor: Anladım.

Atalarımızın ruhları korusun. Amin.

13.bölüm

Kapar: Hoş geldin Burma.

Burma: Doğum günün kutlu olsun.

Kapar: Teşekkürler. Gel gel buraya geç.

Burma: Nasılsın?

Kız 1: İyiyim.

Burma: Nasılsın?

Kız 2: Güzel elbise almışsın.

Burma: İyi akşamlar. Niye dans etmeden oturuyorsunuz? Niye kız arkadaşını dansa kaldırmıyorsun?

Murat: Haydi dans edelim.

Asema: Yok, istemiyorum

Burma: Öyle ise ben dans edeyim.

Bakıt: Gel dans edelim.

Sagın: Haydi dans edlim.

Kız 3: Sen duydun mu? Bak bak Anara’ya. Bugün onu Sagın kaçıracakmış. Bu nedenle Kapar onu kaçırmaya yardım etmek için doğum günü düzenlemiş. Deli!

Kasım: Süren bitti Nurbek. Ben de dans edeyim.

Nurbek: Biraz bekle bekle. Şarkının sonuna kadar dans edelim.

Kasım: Git, biraz nefes al!

Nurbek: Sonuna kadar dansı bitirelim.

Kasım: Acele etmeden dans edersin Nurbek, ya!

Nurbek: Kasım yeter!

Kasım: Çek arabanı!

Nurbek: Ne oldu ahbap? Ellerini çekip de konuş! Ellerini çeksene!

Kasım: Adam ol!

Nurbek: Ne yapabilirsin bana? Çeksene ellerini lan!

Kapar: Nurbek!

Kız: Arkadaşlar! Aptal mısınız? Arkadaşlar ne oluyorsunuz? Tam salak bunlar! Lütfen onları ayırın! Yeter artık!

Delikanlı: Haydi yürü!

Kız: Çek! Nurbek…! Aptal mısın? Bitti diyorum.

Kapar: Arkadaşlar, rica ederim dövüşmeyin! Nurbek!

Ses: Yeter arkadaşlar! Kavgayı durdurun! Lütfen dövüşmeyin! Haydi arkadaşlar, bitti artık, yeter!

Kız: Arkadaşlar niye oturuyorsunuz? Niye bakıyorsunuz ayırsanıza!

Ses: Yürü. Ne oldu haydi yürüsene!

Kız: Lütfen arkadaşlar bırakınız. Sen de yetmezmiş gibi öteye git…!

14.bölüm

Asema: İyi akşamlar.

Dogdurbek: Şarap mı istiyorsun? Ha, çorba içer misin?

Asema: Evet.

Dogdurbek: Gel canım, gel.

Otur lütfen. Otur otur. Şimdi, şimdi, şimdi, şimdi. Tamaam… Al, sakın sıcaktır.

Asema: Teşekkür ederim.

Dogdurbek: Senin adın ne?

Asema:Adım Asema. Şehirden geldim.

Dogdurbek: Ben ise… Benim adım Dogdurbek. Kapar’ın ağabeyiyim. Evet.

İç iç canım. Bütün dertlerine en iyi ilaçtır.

Asema: Ellerinize sağlık

Dogdurbek: Aferin, aferin kızım.

Asema: Orada ne var?

Dogdurbek: Kısrak tayı ile.

Asema: Bakabilir miyim?

Dogdurbek: Elbette. Yürü göstereyim. Haydi haydi. Doğru gidip sol tarafa dön. Oradan görebilirsin.

15.bölüm

Kapar: Ne oldu sana?

Asema: Şehre nasıl gidebilirim?

Kapar: Şehre araba sadece yarın var.

Asema: Of.

Kapar: Asema anlatsana ne oldu sana?

Asema. Şu bütün erkekler sizi…

Kapar: Dur. Ancak Murat?

Asema: Çekil yolumdan!

Kapar: Bana ne. Ne halin varsa gör!

Asema: Ağabey, ağabey şehre götürür müsünüz?

Şöfor: Tamam götüreyim.

Asema: Parasını da öderim.

Şöfor: Götüreceğim, götüreceğim. Gel otur, kızım.

Kapar: Çık dışarıya! İn in.

Asema: Bırakıver ellerimi!

Şöfor: Ey Kapar!

Kapar: Çık diyorum, çık!

Asema: Bırak ellerimi!

Kapar: Kudaş ağabey, bu Anara değil.

Şöfor: Fark etmez fark etmez.

Kapar: Bu bambaşka kız!

Şöfor: Kafamı şişirme! Kapat, kapat!

Kapar: Anlamıyor musunuz, bambaşka kız.

Şöfor: Kafamı ütüleyip durma yeter.

Kapar: Kudaş Ağabey bu başka kız , kesinlikle başka kız.

16.bölüm

Çocuk: Kanat ağabey geliyor! Geliyor geliyor!

Ses: Ha, geliyormuş. Kalkınız! Kalkınız karşılayalım. Haydi. Başörtüsü hazır mı? Evet hazır.

Kapar: Durun yengelerim! Bu Anara değil! Bu başka kız, bu başka kız! Anara değil, yengeler. Baksanız ya! Anara değil, yanlışlık oldu. Anara başka kız, başka!

Ses: Anara değil mi ? Öyle ise o hangi kız?

Asema: Çıkarma!

Gelinin kocası : Yolu kapatma! Köşeye çek!

Ses: Gel yavrum.

Asema: Ben Anara değilim.

Ses: Tut! Gelin yavrum.

Asema: Ben Anara değilim! Ben Anara değilim!

Ses: Yao, baksana vuruyor o kız, Allah Allah! Kız, o kayın biraderin olacak!

Gelinin kocası : Çocuk ne şikayetin var?

Kapar: Ağabey bu kız Anara değil, bu başka kız.

Gelinin kocası : Anara değilse bu kim?

Kapar: Bu Asema.

Gelinin kocası : Anara nerede?

Kapar: Yanlışlık oldu ağabey.

Gelinin kocası : Yanlışlık da ne demek? Ağzından bir kelime çıkarsan dilini keserim!

Anlaştık mı?

Ses: O kayın biraderin olacak. Ayaklarından tut! Gir oraya! Yenge ayaklarından tut! Ellerini tutsana! Ellerinden tutup, daha yakın çekin!

Kapar: Bana ne? Ne olursanız o olun!

Ses: Ellerinden…! Yahu kız, Allah Allah! Tut, tut belinden!

Asema: Girmeyeceğim. Anne, anne!

Ses: Gir canım. Kızım Sagın iyi insan. Onunla evlenirsen mutlu olacaksın! Sagın gibi birisini bulamazsın, tatlım! Çekin çekin!

Asema: Ben Anara değilim!

Ses: Hepimiz de böyle senin gibi geldik.

Asema: Bana dokunma!Çıkar, çıkar başörtüsünü!

Ses: Mutluluklar dilerim.

Asema: Rica ederim, takmayın başörtüsünü!

Gelinin kocası : Ne zaman görürsem her zaman aynen böylesin. Hep insanların ortamından geri kalıyorsun! Haydi git! Eve gelini oturtmaya yardım et!

Gelin: Defol! Çok bilmişlik yapma! Sensiz de biliyorum!

Yengeler işleriniz nasıl gidiyor? Ya benim yavrum!

Asema: Dokunma bana! Ben kalmayacağım diyorum ya!

Ses: Aman aman! Yapma kız! Yüzünü çevir!

Asema: Oturmayacağım!

Ses: Öyle deme kız.

Asema: Ben Anara değilim. Niye anlamıyorsunuz?

Ses: Mutlu olun şekerim. Sagın iyi adam. Sagın gibi adamı hayatında hiç bulamazsın!

17.bölüm

Anara: Peki, hatırladığında sorarsın.

Sagın: Dur hatırladım. Yine unuttum. Ha, hatırladım.

Anara: Evet dinliyorum.

Sagın: Haydi ikimiz evlenelim, aile kuralım.

Anara: Ha, ne amaçla.

Sagın: Sadece.

Anara: Gerçekten sadece mi? Ya da otlakta hayvanlara çoban mı bulamıyorsunuz?

18.bölüm

Ses 1: Sagın iyi adam.

Ses 2: Anaracığım, Anaracığım.

Ses 3: Yapma kızım, başörtüsünü yine almayın!

Ses 4: Almayın!

Asema: Ben Anara değilim.

Ses 2: Kızım, yapma çarpılırsın. Sagın dürüst insan, tatlım. Bizi de böyle kaçırıp evlendirdiler, şekerim. Yapma, kızım güzel aile ocağına geldin.

Asema: Ben Anara değilim.

Ses 2: Başındaki başörtüsünü çıkarma, kötü olur. Geleceğini düşün şekerim! Böyle yaparsan mutlu olamazsın kızım! Çıkarma yavrum.

Ses: Hep mutlu gelin ol kızım.

Asema: Ablalar dinleseniz beni. Ben Anara değilim.

Ses 2: Yakışıklı. Sagın yakışıklı erkek. Hepimiz de böyle evlendik, yavrum.

Evet, evet. Buradaki yengelerin hepsini senin gibi kaçırıp evlendirdiler. Çok başarılı olursun. Baş örtüsünü yine çıkarma, yavrum! Mutluluklar olsun! Evet iyi adam o. İyi aileye geldin Anaracığım. Baş örtüsünü sakın çıkarma.

Ses: Baş örtüsünü çıkarma! Kırgızların kültüründe böyle yapılmaz, yavrum! Evet, bu evlilikten vazgeçip gidersen «Kocasından ayrılmış gelin! » diye sana karşı kötü sözler söylenecektir.

Asema: Anne!

19.bölüm

Hanım: Gözün aydın olsun!

Yenge: İmdaat! Murat? Murat geldi! Yenge Murat geldi!

Hanım: Eyvah!

Ses: Allah baksana bu erkek arkadaşı mı?

Gelin: Şey, gelini görmeden önce hediye versene çocuk!

Murat: Yürü gidelim!

Asema: Niye geldin?

Murat: Ben seni götürmek için geldim.

Asema: Seninle hiç bir yere gitmeyeceğim!

Murat: Gideceksin.

Asema: Bırakın beni. Defol Murat! Ay!

Kız çocuk: Yengeciğim, yengeciğim!

Asema: Ay kolum! Murat söyledim ya sana! Gitmeyeceğim! Kolum acıyor. Gitmeyeceğim hiç bir yere!

Murat: Ne oldu sana?

Asema: Git Burma sevgiline!

Yaşlı kadın: Allah Allah yardım!

Maksat: Anne! Koş anne!

Yaşlı kadın: Allah korusun! Allahım yardım et!

20.bölüm

Hanım: İyi yolculuklar. Sık sık uğrayın tamam mı? Optombek, Optombek! Bak bak şuna. Bize umursamadan arabaya hemen biniyor. Artık, evini çok özlemiş çocuk. Peki görüşmek üzere!

İyi yolculuklar!

Şöfor: Çabuk, çabuk olun ya!

Gelin: Çok teşekkürler. Özletmeden sık sık geliniz tamam mı? Kudaş sana teşekkür ederiz.

Şöfor: Hoşca kalınız!

Gelin: Sık sık uğrayın.

Şöfor: Görüşürüz.

Gelin: İyi yolculuklar!

21.bölüm

Kayınana: Kızım, insan hayatta her zorlukla karşılaşır. Ama sana gelen kaderi yüreğinden kabul edersen, o kader sonra seni şefkatle kucaklar.

Bu Sağın’ın atalarının, dedelerinin hediyeleri, mirasıdır.

Bunlar kaç yıl ve kaç asır yaşadıklarını tam bilmiyorum. Ben gelin olarak ilk geldiğimde kaynanam bana bunları tavsiye etmişti.

İnşallah kendi sırası, kendi zamanı geldiğinde sen de benim gibi kendi gelinine kendi ellerinle verirsin.

22.bölüm

Kayınana: Asema, gel kızım bunu üzerine giyin. Dağda hava soğuktur, üşüyeceksin!

Kişi: Al bunu da götürün.

Gelinin kocası : Tamam.

Gelin: Şey, bu döşeği şunun kenarına döşer misin. Belimiz için rahat rahat olsun.

Gelinin kocası : Öyle mi?

Kayınana: Haydi, yavrum gir.

Gelinin kocası : Böyle döşeyeceğim gidersin!

Gelin: Ey, döşesene hiç zorluğu yok ya! Döşesene!

Gelin kocası : Yapma!

Gelin: Döşesene!

Gelinin kocası : Yapma ya! Ağlamadan çıksana yukarıya!

Gelin: Neyse, hoşçakalın. Biz de kısa zaman içerisinde geliriz.

Kayınana: Gel kızım, kabine otur.

Gelin kocası : Yahu çabuk! Yağmur yağmak üzere!

Gelin: Şimdi, şimdi.

Kayınana: Arabanın üzerinde üşüyeceksin!

Asema: Hayır, üzerine oturacağım.

Kayınana: Asema!

Gelin: O yatağı şunun kenarına döşersen ellerin kırılmaz ya!

Gelinin kocası : Hiç bir şey olmaz! Böyle de gidersiniz! Ver ellerini, haydi çık!

Vay, sen buraya mı oturacaksın? O anda ben yatağı buraya döşeyeyim, dur! Rahat rahat varırsın. Otur canım.

Gelin: Şey, gel ellerimden tutup çeksene.

Gelinin kocası : E, kendin çıksana ya!

Gelin: Çıkarsam çıkarım. Senden ne zaman iyilik gördük sanki! Aptal!

Evimize göz kulak olun lütfen. Biz hemen döneriz. Hoşçakalın.

23.bölüm

Sagın: Kis kis!

Tamara: Sagın kederlenmeyin. Zamanında koyunlarınızı suluyorduk ve tuz veriyorduk.

Sagın: Ellerinize sağlık ablacığım.

Tamara: Rica ederim.

Şambet: Aksi şeytan!

Tamara: Galiba içki içmiş.

Şambet: Bak bak bu iki kahrolasıcaya. Hiç zorlanmadan rahat rahat kendi işlerini yürütüyor.

Ey oğlan…! Bak bu yüzsüze, deh!

Ne, ben sana hizmetçi miyim ya! Zamanında geç kalmadan senin koyunlarını ben mi sulayacağım?!

Tamara: Ey…

Şambet: Zamanında geç kalmadan koyunlara tuz koyayım mı ?! Ha, sen ise umurunda olmadan genç hanımınla rahat rahat yat!

Ey hayırsız sen niye beni düğününe davet etmedin?

Tamara: Şey, sen diye mırıldanıyorsun? O düğününe davet etmişti, ya! Sen kendin gitmedin oraya.

Can kurtaran yok mu? Adam öldürüyorlar yardım edin!

Şambet: Ey, ne zaman davet etmişti ?

Tamara: İmdaat! Öldüm!

Şambet: Ne zaman çağırdıydı? Aman aman, davet ederse ben giderdim ya! Kırgızlarda davet edilen yerden kalma diye güzel bir atasözü var, onu biliyorsun değil mi? Ben kendimi bildim bileli davete icap etmekten geri kalmadım. Davet edilen yere kesinlikle giderdim. İtler!

Tamara: Sagın, bu salağa aldırma. Kendin de onun durumunu iyi görüyorsun. En iyisi sen eve gir de çay iç canım.

Şambet: Öyle mi? Anasını satayım. Gebertirim şimdi. Kes sesini kötü kadın! Hala çay iç diyor bu kadın. Sen artık büyümüşsün! Çay iç diyor bu yüzsüz! Evin sahibi ben miyim yoksa sen misin?! Hey çocuk benim dediğim gibi yap! Haydi eve girip çay iç!

Sagın: Sağol Şambet Ağabey.

Şambet: Nereye gidiyorsun? Hemen in! Ben sana çay iç dedim. Haydi çabuk!

Tamara: Sagın buna aldırma. Bu rakı içtiğinde böyle cesurmuş gibi oluyor, aptal! Canım sen gitmeden önce eve girip çay iç!

Şambet: Kadın sen ne diye çene çalıyorsun?

Tamara: Ben mi çene çalıyorum ? Ben çene çalıyorum öyle mi?

Sagın: Kis kis!

Tamara: Of, hayatım boyunca başımın belası oldun!

Şambet: Bekleyin, bekleyin!

Tamara: Dur dur ahmak!

Şambet: Kis kis diyorum. Kadın dursana. Dursana burnum kanıyor!

Tamara: Ne zamana kadar devam edersin? Ne zamana kadar? Nereye koşuyorsun, tavşan! Al sana, al sana!

Şambet: Anacığım anacığım! Bittim ben bittim!

Tamara: Başı kopasıca!

Şambet: İkinci kez içmeyeceğim! İçmeyeceğim!

Tamara: Al sana, al sana! Yine rakı içer misin? İçer misin diyorum?

Sagın: Tamam Şambet Ağabey hoşca kalınız.

İkisi: Ne? Sagın eve girip çay iç!

Sagın: Sağ ol.

Şambet: Sagıncığım çay içip git!

24.bölüm

Sagın: Kis kis ! Kis kis! Kis kis!

Gelinin kocası : Of, şu pantolonumun lastiği yok. Pantolonum düşüyor. Yengen dikmeyi beceremiyor.

Gel canım. Sakin sakin in!

Gelin: Ey, gelsene beni de indirsene!

Gelinin kocası : Dursana, sen değil ben kendim bile zorla çıkıyorum. Çabuk in in! Hiç bir şey olmaz, tutsana!

Gelin: Ay ay belim! Hiç kalkamıyorum, ay!

Gelinin kocası : Hiç bir şey olmaz!

Çabuk olsana! Çabuk çabuk, kaplumbağa gibi hareket etmesene!

Gelin: Sana göre ben şimdi ne yapıyorum? Ben plajda güneş altında yatmıyorum, ya!

Gelinin kocası : Al, kaldır!

Gelin: Vay, belim sızlıyor! Artık dayanamıyorum! Diğer eşyaları lütfen kendiniz tağıyınız!

Gelinin kocası : Yapma, yapma be!

Kayınana: İşte görüyor musun kızım? Bu toprağın her bir taşı, suyuna gölüne varıncaya kadar kutsaldır. Rahmetli senin kayınbaban ikimizin gençliğimiz, bütün hayatımız bu otlakta geçti.

Bu toprakta kolhozun mallarını besliyorduk.

Sonra mülkiyetleştirme başladığında, kendimize tahsis edilen hayvanlarla burada kaldık.

Bu toprak Sagın’ın baba ocağıdır. Sagın’ın atalarından, dedelerinden kalan otlaktır. Şimdi bu toprak senin de toprağın kızım.

Kızım, eğer sen gönlünle sever sayarsan, o da sana servetlerinden verir. Yürü canım, size erzaklarınızı göstereyim.

Gelin: Öbür kadınların kocaları gibi çay may hazırlasaydın keşke!

Gelinin kocası : Ağlamadan alsana, alsana! Çayın hemen hazır olsa bile! Eyvah, bu çok çok ağırmış !

Gelin. Vay zavallım geçmiş olsun!

25.bölüm

Karı: Buyurunuz lütfen.

Suranov: Sen yemekten sonra evine yaya git!

Polis: Binbaşım, arabayla gideyim mi?

Suranov: Az önce nereye kayboldun?

Polis: Tamirhaneye gitmiştim.

Suranov: Niye gittin?

Polis: Şey karbüratörün iki borusu vardı ya…

Suranov: Ey…

Polis: …iki hortumu giren.

Suranov: Şu bahanelerini bırak Allh aşkına! Dur dedim mi dur!

Polis: Peki, tamam.

Karı: Ama karanlıkta uzaktır ya.

Suranov: Merak etme varacak!

Polis: Ay!

Suranov: Vay ne oldu?

Polis: Çok sıcakmış.

Suranov: Allah allah!

Polis: Ben kapıya bakayım.

Karı: Kim olabilir acaba?

Şöfor: Selamün aleyküm Mambet Ağabey.

Suranov: Ha,ve aleyküm selam.

Şöfor: Afiyet olsun.

Suranov: Sağol. Buyurun.

Karı: Gelin gelin.

Suranov: Ne haber?

Şöfor: Müjde ağabey.

Suranov: Güzel güzel.

Şöfor: Cumaş Amcamın oğlu evleniyor, şehirli kızla.

Karı: Buyurunuz.

Suranov: Ha, kutlu olsun. Eğer şehirli kız Sagın’la evleniyorsa pek normal kız değil galiba.

Şöfor: Hayır gayet normal. Üstelik güzelmiş.

Suranov: Peki, benim ne yapmam gerek?

Şöfor: Sagın’ın akrabaları gelinin evebeyni ile görüşmek için sizin de beraber gitmesini istiyordu.

Suranov: Ha, anladım. Yine kız kaçırmışa benziyorsunuz, anlaşılan!

26.bölüm

Anne: Geliyorum geliyorum.

Ses: İyi günler. Nasılsınız.

Suranov: Burası Abılkasım’ın evimi mi?

Anne: Evet.

Ses: *Affınıza sığınıyoruz. Affınıza sığınıyoruz!

Anne: Sana demiştim ya. Kızımız evlenmiş diye. Dünürler gelmiş.

Baba: Ne diyorsun ya? Hangi dünürler?

Ses: *Affınıza sığınıyoruz. Affınıza sığınıyoruz!

Baba: Hay aksi! Gerçekten de dünürler gelmiş ya! Bütün bunlara sen suçlusun!

Anna: Öyle mi? Niçin ben mişim?

Baba: Sen kızını göz hapisinde tutmalıydın, kontrol altına almalıydın, terbiye etmeliydin!

Anne. O yalnız benim kızım mı? Senin de kızın!

Baba: Of, yeter artık! Şimdi ne yapacağız, ne yapacağız!

Anne: Ama sen böyle işlerde çok akıllıydın ya! Şimdi ise ne yapacağını bilmiyor musun?

Baba: Niçin bilmiyorum ki, çok iyi biliyorum.

Ses: Affınıza sığınıyoruz. Affınıza sığınıyoruz!

Baba: Tamam yeter! Haydi giriniz! Aleyküm selam.

İnsan 1: İyi günler.

Anne: Hayvan oğlu, hayvan!

Baba: Aleyküm selam.

İnsan 2: Selamün aleyküm.

Baba: Aleyküm selam.

İnsan 3: İyi günler.

Baba: Ayakkabılarınızı buraya çıkarıp giriniz. Buyurun.

İnsan 4: Aleyküm selam.

Baba: Tez, tez gel. Şey…

Anne: Gitsene!

Baba: Şey…

Anne: Sanki kızından kurtulmak istiyor gibi. Neden onları hemen içeriye aldın?

Baba: Şey…

27.bölüm

Baba: Ben hiç bir zaman oğlum yok diye şikâyet etmemiştim. Evet…

Benim artık Murat adlı oğlum var. Çünkü ben despot, bağnaz adam değilim.

Suranov: Sagın. Onun adı Sagın.

Baba: Efendim?

Suranov: Siz bizim oğlumuza tekrar tekrar Murat diyorsunuz.

Baba: Ha Sagın ha Murat ne farkeder? Dünürüm, en önemlisi ikisi de mutlu ve huzur içinde yaşasın. Haydi ikisinin mutlu hayatı için içelim!

İnsan: *Gorko!

Anne: Dünürüm, buraya çocuklarımız ne zaman gelecekler? Biz buradan onların işlerini ayarlardık.

Dünür: Hanımefendi, çocuklar hayvancılık yapacaklar ve burada yapacak işleri yok zaten.

Bak, bizim Sagın’ın orada çok hayvanları var ve evi her şeyi orada.

Abıke, Abıke siz beni affediniz, siz de hanım beni affediniz. Çünkü şu anki bütün gençler şehre taşınıyorlar. Ama köylerin bütün işleri kaldı, köyde toprak sürülmüyor.

Baba: Dur!

Dünür: Bütün otlak boş bırakılıyor.

Baba: Dur! Yani ben kızımla yakın zamanda görüşemeyecek miyim?

Anne: Ne oluyorsun? Duydun ki, onlar otlağa gitmişler. Artık gelmeyecekmiş!

İnsan: Gorko!

Ses 1: Çabuk! Görüşürüz!

Ses 2: İyi yolculuklar! İyi yolculuklar! Güle güle!

28.bölüm

Sagın: Kis kis!

Asema: Bu Fransız parfümüymüş. Bu senin komuzun mu?* Komuz çalıyor musun?

Sagın: Evet çalıyorum. Bana babam öğretmişti.

Asema: Çalabilir misin?

Sagın: ‘ Serinlik ardıç, su, serabı

Çevire huzur içinde bulunuyor

Kalbim sevinçle çarpıyor

İlkbahar sevgilim arzuyu uyandırıyor.

Kalbim…’

Asema: Devam et.

Sagın: Kurtlar! Hey! Kurtlar kuzuyu boğazlamış. Hemen sahibine getirmezsem, ölen kuzunun parasını biz ödemek zorunda kalırız.

Asema: Ben burada yalnız mı kalacağım? Eğer kurtlar yine gelirse…?

Sagın: Tüfekle ateş etmeyi biliyor musun?

Asema: Hayır.

Sagın: Fişeği tüfeğin bu yerine koyarsın. Anladın mı?

Asema: Anladım.

Sagın: Koyunlara Baltek göz kulak olacak.

Asema: Çabuk gel.

Sagın: Çabuk gelirim. Geceleyin kurt sizin kuzunuzu boğazlamış, işte getirdim.

29.bölüm

Şambet: Döşeği bu iple diker mi?

Satıcı: Evet.

Şambet: Kopmaz mı?

Satıcı: Hayır, dayanıklı ip.

Şambet: Çin malı mı?

Satıcı: Hayır Rus malı.

Şambet: Ey, gerçekten sağlamı bu mu?

Satıcı: Bu, bu. Bütün köyün kadınları bu ipi kullanıyorlar.

Sagın: Selamün aleyküm.

Şambet: Bilmiyorum, belki başka ipi getirseydim. Ha, aleyküm selam. Genç karın nasıl?

Satıcı: Ne istiyorsun Sagın?

Sagın: Fransız parfümü yok mu?

Satıcı: Var, işte bu.

Sagın: Gerçekten Fransız’ın mı?

Satıcı: Evet, canım. İşte koklasana.

Sagın: Bu kaç som?

Satıcı: Elli som.

Sagın: Bundan daha pahalısı yok mu?

Satıcı: Bundan daha pahalısını hiç kimse satın alamaz ya!

Sagın: Hoşçakalın.

Şambet: Tamam, görüşmek üzere.

Satıcı: Görüşürüz.

Şambet: Ey, bu senden ne satın aldı?

Satıcı: Hanımların parfümünü.

Şambet: Parfümünü mü?

Satıcı: Hanımlar parfümü kendilerine sürdüğünde ve onların boynunu öptüğünde çok güzel koku geliyor.

Şambet: Öyle mi? Var mı?

Satıcı: Var.

Şambet: Versene. Başka var mı?

Satıcı: Var.

Şambet: Getir.

30.bölüm

Ses 1: Arabanın alt tarafında benzin girecek olan bir deliği varmış. O benzin geçtiği iki hortumun birisi delinmiş. Ben onu deliyordum… Aman yanıldım, onun deliğini tamir etmek için oturuyordum.

Murat: Sagın… Sagın… Sagın… Hey Sagın! Şambet Ağabey, atınızı bir saatliğine verebilir misiniz?

Şambet: Benim arabamın sana ne gereği var delikanlı?

Döşeği dikmek için ip satın almaya yengen beni buraya göndermişti. Hemen ipini getirmezsem kafamı kırar.

31.bölüm

Murat: Sagın. Sagın. Gözün aydın olsun!

Sagın: Teşekkür ederim. Ama ben acele ediyorum.

Murat: Evet doğrudur. Orada seni bekleyen birisi var. Ama öyle olsa bile, ikimizin aramızdaki işlerimizi sonuna kadar bitirmeliyiz, değil mi?

Sagın: Tamam söyle.

Murat: Haydi kafede konuşalım. Sağ ol abla.

Garson kız: Bir şey değil.

Murat: Asema nasıl?

Sagın: Sana selam söylemişti galiba.

Murat: Hımm, güzel şaka! Ya, sen çok şanslısın. Şehirli kızla evlendin değil mi?

Sagın: Söylediklerin bitti mi? Asema otlakta yalnız kaldı. Hayır, içmeyeceğim.

Murat: Asema ile ilgili konuşmak istemiyorsan, öyleyse Burma’yla mutlu hayatımız için iç!

Sagın: Burma ikimiz mi diyorsun?

Murat: Sen hiç duymadın mı? Burma ikimiz de evlendik.

Sagın: Nasıl olabilir?

Murat: Ele güne rezil olmak istemedim. Hem Burma’yla ilişkimiz de güzeldi.

Sagın: Öyle ise kutluyorum!

32.bölüm

Asema: Baltek, Baltek! Çabuk buraya gir! Çabuk, haydi çabuk! Tez buraya gir!

Nereye gidiyorsunuz? Haydi buraya gir!

Sagın: İkimiz sonsuza dek arkadaşız!

Murat: Evet arkadaşız. Sen benim evime…

Sagın: Ne tutmuyorsun kardeş?

Murat: Burma’yla ikimizin hazırladığı yemekten yiyeceksin!

Sagın: Yok. Otlakta Asema yalnız kaldı. Otlağa gideriz, hepimiz çay içeriz.

Murat: Beni dinle. Beni dinle Sagın. Sen beni hiç dinlemiyorsun!

Sagın: Şey, bu benim atım!

Murat: Farkı ne? Senin atın benim atım. Senin karın benim karım.

Sagın: Senin atın senin atın. Benim karım benim karım. Tut şunu.

Murat: Şimdi ata kim ilk binerse, at onun olacak. Anladın mı?

Öyleyse hoşça kal. Asema’ya benden selam söyle.

Sagın: Ey…!

33.bölüm

Murat: Vay Asema?

Asema: Niye geldin? Niçin geldin?

Murat: Kendim de bilmiyorun.

Asema: Şimdi Sagın gelecek. Lütfen git.

Murat: Sagın? Ha Sagın ikimiz fazla içmişiz ve atımız da değişmiş.

Asema: Sagın nerede?

Murat: Asema, Asema.

Asema: Murat yaklaşma bana!

Murat: Asema.

Asema: Şimdi ateş edeceğim!

Murat: Asema rica ederim, beni öldür! Asema, benim gibi aptalı affet! Asema ben seni seviyorum. Ben sensiz nasıl hayatta yaşayabilirim? Asema… Asema… Asema!…

34.bölüm

Şambet: Canın cehenneme! Dertli dertli yaya geliyorum oradan buraya. Ey…

Yine içmişsin diye dırdır edecek vay! Ya ben de rahat rahat hiç içmezsem bile de vay! İçiyorsun içiyorsun diye ağlıyor. Şimdi canıma okur! Ne yaparım? Anasını!…

Bütün hayatım boyunca ondan korka korka, titreye titreye yaşamaktayım! Ey Sagın? Sagın senin atın nerede?

Tamara: Şambet!

Şambet: Benim atım nerede?

Tamara: Şambet! Şambet!

Şambet: Şey Tamaracığım. İşte ben geldim. Döşek dikeceğim. Aman aman, senin istediğin döşek dikecek olan ipini getirdim, canım! Beş tane Fransız parfümünü de getirdim, ala! İşte şimdi… Ey Sagın! Atım! Şey ipim! Şey bir dakika Tamaracığım. Sagın!

Tamara: Seni, seni!

Murat: Asema çok özür dilerim. İkimizin aramızda hiç bir şey olmadığını Sagın’a kesinlikle anlatacağım.

Sagın: Bunu annem sana verdi. Bu ise benden sana.

SONUÇ

E. Abdıcaparov’un ‘Boz Salkın’ filmi Kırgızca’dan Türkçe’ye çevirilerek, bu film çerçevesinde kaynak dildeki dil özelliklerine yani deyim, ünlem ve başka kullanılan sözcük ve söz öbekleri, gelenek ve görenek, batıl inançlara dayalı kültürel özelliklerin dile yansıması neticesinde ortaya çıkan çeviride dilbilimsel analizin yanı sıra folklorik açıdan değerlendirmeler de ortaya çıkarıldı. Filmdeki konuşmalar alt yazılı metin olarak kağıda geçirildikten sonra her bir konuşma cümlelerin geçtiği süre saniye olarak belirlendi. Film çevirisinde alt yazı çevirisi hedef alınarak çevrildi. Bu nedenle dudak eşlemesi, fonetik özelliklerdeki eşdeğerlik kaygısında uzak olarak işlevsel çeviri yapılmaya çalışıldı.

Kırgızca’ da bulunan ünlemleri Türkçe’ye aktardıktan sonra onların biçim ve anlamsal özellikleri ortaya çıkarıldı. Çünkü hem Kırgızca hem de Türkçe’de ünlemlerin çoğu bağlama olarak anlamsal değişiklikleri ortaya çıkarmaktadır. Mesela Kırgızca’da “ай” ünleminin bağlama dayalı bir çok anlamı söz konusudur. İnsan korktuğunda, şaşırdığında, birisinin dikkatini çekmek için, öfkelendiğinde, acı duyduğunda, merak ettiğinde, üzüldüğünde kullanılan dil öğeleridir. Türkçede’ki ‘ya’ ünlemi duyguyu güçlendirir, onaylama belirtmek için ya da bağlaç olarak da kullanılır. Ama buradaki en önemli özellik de Türkçe’de ünlem işaretleri grubuna ‘yansımalı’ kelimelerin girmesidir. Kırgızca’da ise bu tür dil unsurlarının ayrı bir kategoride ele alındığını ifade etmemiz gerekir. Kırgızca’da bazı ünlemlere Türkçe’de ona denk, uygun gelen ünlemler olmadığı halde açıklama türünden sözcüklerle çevirmek zorunda kaldık.

Filmde deyimler de fazlasıyla yer almaktadır. Kaynak dilde bulunan bazı deyimlere de çeviri dilinde ona uygun, denk gelen deyimlerin birebir eşdeğeri bulunamadığında yakın anlamdaki deyimle verilmiş ya da açıklama yoluna gidilmiştir. Örneğin “кулдугум бар” deyiminin Kırgızca’daki anlamı birisinin önünde özür dilemek, yani özür dilemeden önce ağza alınan ilk sözdür. Filmde bu tür kelime ‘gelin kaçırma olayında’ yani damadın akrabaları kızın evine, anne babasından özür dilemek ve görüşmek için geldiğinde görebiliriz.

Kırgızca’da batıl inanç ya da günlük konuşmada geçen sözleri Türkçe’ye sözü sözüne çevirdikten sonra, onlara ayrı bilgileri verdik. Örneğin kaynak metinde karşılaşılan: ‘босогодо туруу, чыныны баштан тегеретүү, ак жоолугун түшүрбөө’ gibi gelenek, inançlara dayalı kelimeleri söyleyebiliriz.

‘Boz salkın’ filminde kahramanların konuşmalarında bazı yabancı sözcükler bulunmaktadır. Bunlara örnek verecek olursak Rusça kelimeler “мырка” (çok çirkin anlamında), “Горько” (gelenek kelimesi), “давай” (‘haydi, getir’ anlamında), “СТО” (araba tamirhanesi), “насчастье” ( iyi yolculuklar anlamında. Sözü sözüne ‘mutluluk için) gibi kelimelerdir. ‘Горько'(Gorko) kelimesi evlenme ile ilgili gelenek sözcüğüdür. Bu gibi sözcüğü çeviri diline sözü sözüne aktardıktan sonra ‘ Gorko’ kelimesiyle ilgili açıklama yaptık.

Корутунду

Бүгүнкү күндүн белгилүү кинорежиссеру Э. Абдыжапаровдун “Боз салкын” кинотасмасы кыргыз тилинен түрк тилине которулду. Бүгүнкү күндүн жашоо образын камтыган бул фильмде сүйүү, чыккынчылык, таарынуу, кусалык, көңүл калуу сыяктуу элементтер чагылдырылат.

“Боз салкын” фильминде байкалып көргөндөй тил өзгөчөлүктөрүнүн негизги ролдорун ойногон фразеологизмдер, сырдык сөздөр, эркелетүү маанисиндеги сөздөр, маданиятка жана салтка байланыштуу көркөм сөз каражаттары орун алган. Бул тил чөйрөсүндөгү маданий өзгөчөлүктөрдү башка бир маданиятка чагылдыруу котормо жолу менен ишке ашты. Бир улутка байланыштуу маданий көркөм сөз өзгөчөлүктөрдүн эквиваленттүүлүгүн экинчи бир тилде чагылдыруу оңой иш эмес экендигин эске салып кетишибиз абзел. “Боз салкын” фильмин түрк тилине которууда да жогоруда белгиленгендей эле кээ бир кыйынчылыктар болуп өттү. Мисалы, ” кудай урган турбайбы!”, ” бале баспадыбы!”, ” Кулдугубуз бар. Кулдугубуз бар!” сыяктуу туруктуу сөз айкаштарын түркчөгө которууда сөзмө-сөз которуу жолунан алыс туруп, маанисине жана контекстке жараша ‘ Allah Allah!’, ‘ Kafamı yediler!, ‘ Affınıza sığınıyoruz!’ сыяктуу сөз айкаштары менен берилип, түп нуска тилиндеги жогорудагыдай сөз айкаштардын маанисине түшүндүрмө берилди.

“Боз салкын” фильмин которуудагы дагы бир өзгөчөлүктөрдүн бири каармандардын оозеки сүйлөмдөрү мүнөттөр менен белгиленди. Бул дипломдук иштин кыргыз тилинде, түрк тилинде фильм которууда, тил үйрөнүүдө чоң жардамы тиет деп ишенебиз.

Boz Salkın Filminde Yer Alan Söz Öbekleri

аркадан сүйлөшүү-habersiz bir şeyler çevirmek
ата-эне менен тааныштыруу-anne ve baba ile tanıştırmak
ата-баба-atalar
айылдын маданияттуусу-köyün kültürlü insanı
анча -мынча-biraz
анын үстүнө-üstelik, hatta, onun üzerine
ала качуу-kız kaçırmak
айыл боюнча-köy boyunca
ак жоолук-beyaz yazma
ак жолтой келин-mutlu gelin
акырындык менен-zaman geçtikçe, yavaş yavaş
ал байкуш-o zavallı
азыр билүү-şimdi öğrenmek
атайын уюштуруу-organize etmek
алдында күнөөлүү болуу-önünde suçlu olmak
артка жол жок- geriye dönüş yok
алып чыгуу-çıkarmak
андан көрө-en iyisi…
ажыратып коюуу-ayırmak
акча төлөө-para ödemek
акыл үйрөтүү-fikir vermek, yol göstermek
ата-бабадан калган мурас-atalardan kalan miras
акыр аягы-sonunda
азап көрүү-azap çekmek
араң чыгуу-zorla çıkmak
ата-бабадан калган жайыт-atalardan kalan otlak
азыркы жаштар-bugünün gençleri
атка минүү-ata binmek
алмашып кетүү-değişmek
башына жоолук салуу-başına başörtüsünü bağlamak
бекер багылуу-bedava hayvan beslemek
бактылуу-таалайлуу болуу-mutlu ve mesut olmak
белек алуу-hediye almak
босогодо туруу-eşikte durmak (üzerinde)
бир аз-biraz
байкабай калуу-farkedememek
бале басуу-felaket basmak (sözü sözüne)
баса берүү-çalmak, kaçırmak
бийге чакыруу-dansa kaldırmak
бүктөп коюуу-bükmek
баш кошуу-evlenmek
бактыны ойлоо-geleceğini düşünmek
бат эле-hemen,çabuk
бирдеме болуу (оозеки кепте)-bir şey olmak
бактыбыз үчүн- mutlu hayatımız için
берип жиберүү-vermek
ден соолук-sağlık sıhat
даяр келин-hazır gelin
жигити менен тааныштыруу-erkek arkadaşını tanıştırmak
жумушка баруу-işe gitmek
жумуштан бошоо-işinden izin almak
жумуштан тажоо-işten bıkmak
жолго түшүү-yola çıkmak
жаман ойлоо-kötü düşünmek
жарыбаган пенсия-iki kuruş emekli maaş, çok az maaş
жаман бала-kötü çocuk (delikanlı)
жакшы жашап кетүү-iyi hayat yaşamak
жок дегенде-hiç olmazsa
жакшы жашоо-güzel yaşam
жаман сөз, жаман көз- kötü söz, kötü göz
жакшы жер-güzel aile, ev
жакшы келин-iyi gelin
жоолукту албоо-başörtüsünü çıkarmamak
жапайы салт-farklı gelenek
жашап көнүү-yaşayarak alışmak
жакшы көрүү-beğenmek, hoşuna gitmek
жардам берүү-yardım etmek
жакшы жатуу (жатыңыз) -iyi geceler
жетим кыз-yetim kız
жаңы көйнөк-yeni elbise
жинди болуу-aptalca davranmak
жылкы кулуну менен-kısrak tayı ile
жөн эле-sadece
жаман болуу-kötü hale düşmek
жакшынакай келин-iyi gelin, mutlu gelin
жакшы үй-бүлөө-güzel aile
жакшынакай бала-dürüst delikanlı
жаман сөздөр айтылуу-kötü sözler söylenmek
жакшы тургула-hoşça kalınız
жаңы келин -yeni gelin
жылуу-жумшак- rahat, yumuşak olmak
жаан жаамак-yağmur yağmak
жакшылык болуу-iyilik olmak
жаш катын (орой)-genç hanım
жатып алуу-hiç bir şey yapmamak
жөө кетүү-yaya gitmek
житип кетүү-kaybolmak
жогору өтүү- 1.yukarıya geçmek, 2.‘buyrun’
жакшы жумуш-iyi iş yeri
жер айдоо-toprak sürmek
жакында көрүшүү- yakın zamanlarda görüşmek
жер төшөк көктөө-döşek dikmek
жыттуу болуу-güzel kokmak
жакшы мамиле-iyi ilişki, iyi muamele
жан дос-en yakın arkadaş, dost
жөө темселеп-yaya gelmek
компьтер менен иштөө-bilgisayarda çalışmak
компьтерге вирус түшүү-bilgisayara virüs girmek
кызга үйлөнүү-kızla evlenmek
кооз тоолор-güzel dağlar
кичинекей кез- çocukluk
келин алып келүү-gelin getirmek
кийин деле-sonra
күзгө чейин-sonbahara kadar
көз мончок-nazar boncuğu
кол кармашуу-el ele, beraber
капа болуу-üzülmek
каршылык көрсөтүү-karşılık vermek
көпкө чейин-çok zamandır
кечирип коюуу-özür dilemek
кайра эле-yine, tekrar
кетип калуу-gitmek
компьтер ойноо-bilgisayarda oynamak
көп нерсе- çok şey
көңүлү бар-gönlü var, gönüllü
кое берүү-bırakıvermek
кокустук болуу-yanlışlık olmak
келин отургузуу-gelini oturtmak
кайра алуу-yine almak
күйөөдөн чыккан-kocadan ayrılmış
көрүмдүк берүү-hediye vermek, (gelin kız vb.) görümlük vermek
кудай сакта!- Allah korusun!
кабыл алуу-kabul etmek
кылым карытуу-çok asır yaşamak
кудай буюрса-inşallah
көз салуу-göz kulak olmak
кеч калтырбоо-geç bırakmamak
көңүл бөлбөө-dikkatini çekmemek
кыйын болуу-zor gelmek
касиеттүү суу, таш- kutsal su, taş
кур калтырбоо- boş bırakmamak
күйөөгө кетүү-kocaya varmak
кудалар келүү-dünürler gelmek
кызды тарбиялоо- kızı terbiye etmek
кыздан кутулуу-kızdan kurtulmak
колу бошобоо-meşgul olmak, zamanı olmamak
комуз чертүү- komuz çalmak
козуну жаруу- kuzuyu boğazlamak (kurt)
кеп кылуу-söz etmek
көп ичип коюуу-fazla içki içmek
коркуп жүрүү- korkmak
мамлекет кам көрүү-devlet kollamak, bakmak
милициянын начальниги- başkomiser
мал багуу-hayvan beslemek
малдарды кароо-hayvanlara bakmak
маданияттан артта калуу-kültürden geri kalmak
музыка угуу-müzik dinlemek
малай болуу-hizmetçi olmak
мурун каноо-burnu kanamak
менчиктештирүү башталуу-özelleştirme başlamak
мал-жан, оокат тиричилик-mal mülk, hayat
мылтык атуу-tüfekle ateş etmek
нанга кароо-sofraya buyur
сүйлөшкөн кызы-sevgili, kız arkadaşı
салам айтуу-selam söylemek
сонун кыз-talihli şanslı kız
сүйүүсү жок-sevgisiz
сүйлөшүп макулдашуу-anlaşmak
солго бурулуу-sola dönmek
сенсиз деле-sensiz (sensiz,ben kendim bu işi başaracağım )
суроо берүү-sormak
сүйлөшкөн баласы-erkek arkadaşı
сарсанаа болуу-kederlenmek, merak etmek
сый мамиле- hürmet saygı göstermek
тойго чакыруу-düğüne davet etmek
тоодон мал түшүү-dağdan koyunlar inmek
таптакыр унутуу-sahi unutmak
тосуп алуу-karşılamak
тоого жөнөө- dağa gitmek (otlağa gitmek)
туулган күн-doğum günü
тойго баруу-düğüne gitmek
таарынып калуу- darılmak
таап алуу-bulmak
таежесинин колунда-teyzesinin ellerinde (büyümek)
таптакыр башка-bambaşka, kesinlikte başka
тамак- аш -erzaklar
тамак ичүү-yemek
тамагыңыз таттуу болсун-afiyet olsun
турмушка чыгуу-kocaya varmak, evlenmek
төлөп калуу-ödemek (ödemek zorunda kalmak)
тоодо жалгыз калуу-dağda yalnız kalmak
уят болуу-rezil olmak
унутуп калуу-unutmak
ушул убакка чейин-bu güne değin
уулдуу болуу-erkek çocuklu olmak
үйүн сагынуу-evini özlemek
үйдүн кожоюуну-ev sahibi
үзүлүп калуу-kopmak
өзү баштоо-kendisi başlamak
өсүп чоңойуу-büyümek
өз кезеги-kendi sırası
өлчөмдүү мал-tahsis edilen hayvan
оокат кылуу-hayatı kazanmak
ооруп калуу-hastalanmak
ошентсе дагы-öyle olsa bile
француз духиси (атыры) -Fransız parfümü
чай ичүү-çay içmek
чындыкты айтуу-gerçeği söylemek
чийки картошка-çiğ patates
чыр чыгуу-kavga, münakaşa çıkmak
чай ичирмек-çay içirmek
чыгып кетүү-dışarıya çıkmak
чын эле-gerçekten
чоң рахмат-çok teşekkürler
чын ниетинен – yüreğinden, bir şeyi severek yapmak
шаарда окуу-şehirde eğitim öğretim görmek
шаардан болуу-şehirden gelmek
шаарга жеткирүү-şehre götürmek
шым шыпырылуу-pantolon düşmek
шылтоону коюуу-bahaneleri bırakmak
шаардык кыз-şehirli kız (şehirde büyüyen)
шаарга качуу-şehre kaçmak
ээрчишип баруу- beraber gitmek
эшикке чыгуу-dışarıya çıkmak
эртең менен-sabah, sabahleyin
эчак эле-çoktan
эртерээк келүү-erken gelmek
эртең көрүшүү-yarın görüşmek
эң негизгиси-en önemlisi
эч нерсе эмес-hiç bir şey değil
эл-журт-halk, el, millet
эч убакта-hiç bir zaman
ээн калуу-boş bırakılmak (tarla boş bırakılmak)
ыргытып жиберүү-atmak, atıvermek
ырдын аягы- şarkının sonu
ылдам эле-hemen, çabuk

KAYNAKLAR

“Aki Press” Haber Ajansı, internet sitesi

“Кабар” Haber Ajansı, internet sitesi

Aksan, Doğan ‘Türkçenin Gücü’, Ankara, 2001

Aksoy, Ömer Asım ‘Deyimler Sözlüğü 2′, İstanbul,1993

Banguoğlu, T. ‘Türkçenin Grameri’, Ankara, 1995

Koç, Nurettin ‘Yeni Dilbilgisi’ , İstanbul, 1996

Taymas, Abdullah ‘Kırgız Sözlüğü 1. 2′, Ankara,1994

Yudahin, K. K. Kırgızca Rusça sözlük , Kırgızistan, 2000

“Бишкек таймс” Gazetesi, 7 Nisan, 2006

“КТР Обо” Gazetesi, 8 Haziran, 2007

“Кыргыз Руху” gazetesi ” Топтпаш”, 24 Ocak, 2008

“Кыргыз Туусу” Gazetesi, 19-21 Haziran, 2007

“Кыргыз туусу” Gazetesi, 8-12 Mart, 2007

“Фразеологиялык сөздүк”, Бишкек, 2001

“Эркин тоо” Gazetesi, 15 Mayıs, 2007

Абдиев Т. ” Котормо таануу илимине киришүү” , Бишкек, 2008

Акматалиев А. “Кыргыздын көөнөрбөс дөөлөттөрү”, Бишкек, 2006

Давлетов С., С. Кудайбергенов ” Азыркы кыргыз тили”, Фрунзе, 1998

Дашман Али “Кыргыз жана түрк тилдериндеги сырдык сөздөр” магистрдик диссертация. Бишкек, 2002

Иманалиев С. “Кыргыз тилиндеги сырдык сөздөр” , Фрунзе, 1969

Карасаев К. ” Накыл сөздөр”, Бишкек, 1995

Сагынбаева Б. “Азыркы түрк тилдериндеги морфологиялык парадигматика” Бишкек, 2006

Ösörova. N ‘Türkmen Düğünü’ Adlı Filmin Türkçe’den Kırgızca’ya Çevirisi, Bitirme Tezi. Kırgızistan Türkiye Manas Üniversitesi, Mütercim Tercümanlık Bölümü. Bişkek, 2004

Abdieva.R, Eşkenov. D, Bahtahunova. L, Albarsova. N , Mamarasulova. G , ‘Çalı Kuşu’ Adlı Dizi Filmin Türkçe’den Kırgızca’ya Çevirisi (5 bölüm), Bitirme Tezleri. Kırgızistan Türkiye Manas Üniversitesi, Mütercim Tercümanlık Bölümü. Bişkek 2005

Seydibaliev. C ‘ Çalı Kuşu’ Adlı Dizi Filmin Türkçe’den Kırgızca’ya çevirisi (6-7 bölümler). Bitirme Tezi. Kırgızistan Türkiye Manas Üniversitesi, Mütercim Tercümanlık Bölümü

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir